menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

PKK’nın 'Toplum ve devletle bütünleşmesi' böyle mi olacak?!

76 27
18.03.2025

“Tümüyle yerli, milli ve devlet aklının ürünü” denilen yeni çözüm sürecinde İmralı’daki teröristbaşının “paradigmasının” omurgası olan, PKK’nın kendini feshedip, “devlet ve toplumla bütünleşme” çağrısının anlamını somut örneklerle anlatmaya devam edelim.

HTŞ lideri ve Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara (Colani), Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) görünümlü PKK/YPG/PYD’nin sözde generali Mazlum Kobani ile anlaşma imzaladıktan sonra, birinci açılım sürecinde Ankara’da kırmızı halılarla karşılanan, PYD’nin elebaşlarından Salih Müslim, bu anlaşma ile “Rojava devriminin perçinlendiğini”, “devletin... yönetimine, anayasasına, yaşamına, ekonomisine, her şeyine ortak olduklarını”, teröristbaşının Kobani’ye gönderdiği mektupta da “silahsızlanma veya öz savunmalarından geri adım atmalarına dair bir söylem bulunmadığını” açıkladı. Müslim, anlaşma için uluslararası güçlerin arabulucu olduğunu da söyledi.

Sen misin bunları ifşa edip, biz Türklerin kulağına kar suyu kaçıran!..

Nevşin Mengü sadece 14 gün önce onunla röportaj yaptığı için 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmışken, Türkiye Gazetesi apar topar Salih Müslim’i konuşturdu. Müslim bu defa, “ABD ya da başka bir ülkenin yönlendirmesi veya talimatıyla masaya oturmadık. Özerklik talebimiz yok.” deyip, “Orta Doğu denkleminin bu barış sürecinden güçlü bir biçimde etkileneceğini”, “Türkiye ve Suriye halkının parçası ve kardeş hukuku dahilinde yaşamak istediklerini” anlattı. Silahsızlanma veya öz savunma konusuna ise hiç girilmedi.

Yeni süreçle ilgili olarak iktidarın “Al-ver, herhangi bir şart yok”, PKK-DEM cephesinin ise “gereklilikler var” dediğini hatırlatıp Ankara’ya dönelim.

Bir soru üzerine Erdoğan, İmralı heyetinin kendisinden randevu isterse vereceğini belirtti, DEM’liler de aynı gün randevu talebinde bulundu.

13 Mart’ta Erdoğan, TBMM’de milletvekilleriyle yapacağı iftara gelişinde İmralı heyetinden Sırrı Süreyya Önder’le tokalaştı ve aralarında keyifli, gülüşmeli bir sohbet gerçekleşti. Önder, sohbette birbirlerinin sağlık durumunu ve randevu başvurusunu konuştuklarını, ayrıca Erdoğan’ın “sürecin” nasıl gittiğini sorduğunu anlattı.

Şayet Erdoğan 11 yıl önce kendilerine, “Adıyamanlıyım. Çok afedersiniz Türküm, tedavi oluyorum.” diyen Önder’e Türklük tedavisinin nasıl gittiğini sormadıysa, bu konularda gülünecek bir şey yoktu, ama neyse!..

Peki........

© 12punto