Hepi topu 50 gazi ve bir şehit anasından korkmak da ne?!
Diğer şehit ve gazilerle aynı haklardan yararlandırılmayan er şehit aileleri ve er gazilerin hak mücadelesinin 10-15 yıllık geçmişi var.
Ama yaklaşık 5 yıl önce sokağa çıkınca milletin bir bölümü onlardan haberdar oldu.
13 Temmuz’da, Ankara Güvenpark’ta başlattıkları oturma eylemiyle de tüm Türkiye seslerini duydu.
Takip etmeyenler için, hemen her anına tanık olduğum 48 günlük süreci özetleyeyim.
İktidar, “Şehit aileleri ve gazilerimiz incitilmeyecek” diyerek, PKK açılımıyla eş zamanlı, tüm şehitler ve gaziler için bir paket hazırladı.
Paketin, kendi taleplerinin önemli bir bölümünü karşılamadığını gören er gaziler eylem kararı aldı.
Tam o günlerde, Meclis’in tatile girmeyip PKK yasasının çıkarılması için çalışması gündeme geldi.
Yetkililer, bunun tepkilere yol açacağını hesaplamış olmalı ki, şehit aileleri ve gazilerle ilgili yasayı da yarım yamalak şekilde gündeme aldı. Her iki yasa birer gün arayla Meclis’te görüşülüp kabul edildi ve aynı gün Resmi Gazete’de yayımlandı.
Bu tablo bile; terazinin bir kefesine şehit ve gazilerin, bir kefesine de PKK yasasının konduğunun deliliydi.
Adeta Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma durumu ortaya çıktı.
Bir yanda Güvenpark’ta yatıp kalkan er gaziler, diğer yanda “şehit” denilerek PKK’lı teröristler için açılan taziye çadırları; kamuoyunda ciddi rahatsızlık ve sorgulamalara yol açtı.
Er gazilerin seslerini duyurmak için Meclis’e yürüme teşebbüsünün polis barikatlarıyla engellenmesi, Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba’nın eyleme destek verirken yaptığı sert açıklamaların ardından Güvenpark’a şafak baskını yapılıp gazilerin yaka paça Gazi Uyum Evi’ne götürülmesi, buradan çıkıp eyleme devam etmek istediklerinde önlerinin kesilmesi, Uyum Evi’ne döndüklerinde bu defa önlerine asker barikatının kurulması ve içeri alınmamaları hem tepkileri iyice arttırdı hem de ister istemez PKK-DEM’lilerin meydan okumalarına karşı gösterilen “anlayış” hatırlandı.
Gazilerin tek isteği, birilerinin kendilerini muhatap alması ve Ekim’de Meclis açıldığında taleplerinin karşılanacağı sözü verilmesiydi.
Aile Bakanlığı önünde kamp kurdular. Konuyla ilgisi olmayan bir Bakan Yardımcısıyla görüştürüldüler. Aynı gece buradan da alınıp yine Gazi Uyum Evi’ne götürüldüler.
Öyle bir açmaz ki, karşıda bu vatan ve millet için kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş gaziler var. Rutinleştiği üzere dövsen dövülmez, gözaltına alsan alınmaz!..
Maazallah ya PKK açılımına bir halel gelirse?!
Polis ne yapsın; eylemcileri gidecekleri yere kendi arabalarıyla götürüp, kendi arabalarıyla getirdiler. Böylece hem yürüme zorluğu çeken gazilere yardımcı oldular hem kontrolleri altında tuttular.
Güvenpark’tan attıktan sonra da Kurtuluş Parkı’nda yer gösterdiler. Gaziler burada da sadece bir gün şöyle bir eyleme yeltendi:
Milli Savunma Bakanlığı’nın önüne gidip basın açıklaması yapmak istediler. Polis yollarını kesince de yola yatıp trafiği kestiler. Tartışmalar yaşandı, gaziler için gözaltı emri verildi. Bu arada onlara destek için gelen İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu polis şiddetine maruz kaldı, hastanelik oldu.
Ertesi gün 5 gazinin MSB’ye götürüleceği ve birileriyle görüştürüleceği söylenince eylem sonlandırıldı. Gerçekten de ertesi gün, gaziler yine polis arabalarıyla MSB’ye götürüldü; ama birileriyle görüştürülme konusunda bir “yanlış........
