menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deniz kültürü yasakla değil aşkla gelişir

18 0
28.06.2026

1 Temmuz 1926 Kabotaj Kanunu’nun kabul tarihidir. Türk milletine kendi denizlerinde egemen olma hakkını veren kanunun 100’üncü yılındayız. Bir ülkenin deniz gücü, sadece donanması ile ölçülmez. 

Mavi Vatan kavramının geliştiren Emekli Amiral Cem Gürdeniz, geçtiğimiz hafta yayınlanan bir yazısında şöyle ifade etmişti: “Türkiye’nin jeopolitik doktrini olan Mavi Vatan vizyonu, yalnızca donanma gücü veya ticari tonajla değil; denizle kurulan organik bağın bir “yaşam kültürü” haline gelmesiyle tahkim edilebilir. Bu bağlamda denizcileşme, milyonlarca vatandaşın gerek kıyılara gerekse amatör tekneler üzerinden denizin kendisine erişiminin önündeki engellerin kaldırılmasını gerektiren bir kamu politikasıdır.”

Amatör deyince de bir tanımlama yapmak ihtiyacı duyuyorum. Ülkemizde bazı kelimeler gerçek anlamında kullanılmıyor. Amatör kelimesi de öyle. Çoğu zaman, beceri düzeyini eleştirmek hatta aşağılamak için amatör kelimesi kullanılıyor. Oysa beceri düzeyi için “beceriksiz, başarısız, kötü” gibi ifadeler kullanılır. 

Amatör, Latince “A mors” kelimesinden gelen “amor”dan türeyen bir kelimedir. “Amor”un anlamı aşk, sevgi demektir. Amatör, bir işi para karşılığı değil, aşk ve sevgi ile yapan anlamına gelir. Profesyonel de bir işi para karşılığı yapanlar için kullanılır.

Türk Bayrağını ilk kez Antarktika’da dalgalandıran kişiler 14 metrelik yelkenli ile amatör denizciler Osman Atasoy ve Sibel Karasu’dur. 2014 yılında Erkan Gürsoy kendi imal ettiği 8 metrelik yelkenlisi ile dünyanın en zor geçiş rotalarından olan Kuzeybatı Geçidini geçip Çanakkale’ye ulaştı. Erkan Gürsoy da amatör denizcidir. (2014 yılında Kuzey Batı geçidinden Erkan Gürsoy dışında sadece 4 adet büyük tonajlı ticaret gemisi geçebilmiştir.  Kuzey Batı geçidi, Bering Boğazı, Alaska, Kanada Baffin adaları ile Grönland arasındaki denizyoludur ve buzullarla kaplıdır.)  

Amatör kelimesi için bu açıklamayı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Çevre İklim ve Şehircilik Bakanlığının amatör denizciliği adeta cezalandıran, caydıran yönetmelikleri ve uygulamaları için yapma gereği duydum. 

Bugün amatör denizciyi bezdiren üç temel sorun var: Bitmek bilmeyen ve amacı ceza kesmek olan bürokrasi, giderek ağırlaşan mali yükler ve denize erişimi zorlaştıran yeni kısıtlamalar.

39 yıllık yelkenciyim. Son yedi yıldır ise amatör denizci belgesinin ötesinde, uluslararası geçerliliği olan 149 grostona kadar gezi teknelerini kullanma yetkisi veren Gemi Adamı Cüzdanına (Kaptanlık) sahibim. Dolayısıyla eleştirdiğim yeni düzenleme şahsen beni etkilemiyor. İtirazım kendim için değil, amatör denizciliğin geleceği içindir.

Denizde ilk kural “Önce emniyettir.” O nedenle seyir güvenliği açısından alınacak önlemler gereklidir. Ama emekli Amiral Cem Gürdeniz’in Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yeni yönetmeliği için kullandığı şu ifade de dikkate alınmalıdır. 

“Deniz bürokrasisi deniz kültürü ile henüz buluşamamıştır. Özellikle küçük tekne sahipleri açısından bu yeni yükümlülükler denize çıkmayı kolaylaştırmak yerine daha maliyetli ve zor hale getirmektedir. Denizcilik kültürü yasaklar ve zorunluluklarla değil, eğitim, teşvik ve erişilebilirlikle gelişir.”

Amatör Denizciler isyan halinde ama isyanları sessiz. Kendi aralarında kurdukları whatsapp gruplarında dertleşiyorlar. Yaklaşık 40 yıllık dostum, hem denizcilikte hem de gazetecilik mesleğimde ağabeyim olan Turgay Noyan, hemen hemen tüm denizciler gibi sakin huylu, naif bir........

© 12punto