Bugünün yarı sömürge ekonomisine 1932’den gelen ışık
Değerli dostum İktisat Tarihçisi Dr. Serdar Şahinkaya için “Atom Karınca” tanımlaması yapsam abartı olmaz. (1) Bir kuyumcu titizliği ile Cumhuriyetin kuruluşuna, kuruluş felsefesine ilişkin yazdığı kitaplar serisine bir yenisini ekledi: “Kadrocularda Toplumsal Olaylara Bakış ve Devletçilik-Planlama İlişkisi” (Telgrafhane Yayınları)
Osmanlı’nın dağılması, vatanın işgal edilmesi sonrası başlayan kurtuluş mücadelesi ile Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş mücadelesi, Cumhuriyetin devrimleri, kapitülasyonların kaldırılması ve yoktan var edilen bağımsız bir ekonomik model yaratılması, az ya da çok bilinir ama özellikle ekonomik bağımsızlığın, planlamanın ve devletçi kalkınmanın düşünsel boyutunu ortaya çıkaran Kadrocuların katkıları perde arkasında kalmıştır.
Türk Devrimi, yarı sömürge durumuna düşmüş yoksul köylüler ülkesinin, ekonomik ve siyasi bağımsızlık mücadelesidir. Bu devrim sürecinde İkinci Dünya Savaşı sonlarına kadar, ekonomide bağımsızlığını kazanmaya başlamış, müthiş bir kalkınma hamlesine girişmiştir. Ancak 1947’den sonra tekrar emperyalizmin etkisi altına girmiş ve bugün Osmanlı'nın son dönemindeki kapitülasyonların yeniden hortladığı, ekonomik ve siyasi bağımsızlığını büyük ölçüde kaybettiği bir yarı sömürge görünümündedir.
İşte böyle bir dönemde Kadrocuların düşünce dünyasını hatırlamak ilham verici olacaktır. Serdar Şahinkaya, Ocak 1932-Ocak 1935 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Kadro Dergisindeki tüm makale ve tartışmaları inceleyip bize Kurtuluşun ve Kuruluşun ideolojik çerçeve arayışlarını sunuyor.
Kim bu Kadrocular? Şevket Süreyya Aydemir, Dr. Vedat Nedim Tör, İsmail Hüsrev Tökin, Burhan Asaf Belge, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve M. Şevki Yazman…
Amaçları ne? Kemalizmin radikal bir yorumu ve Türk Devriminin orijinal bir tahlilini yapmak iddiasını taşıyorlar. Elbette bir kitabı burada özetlemek zor… Ancak Kadrocuların dünyaya, İstiklal Savaşına ve Cumhuriyet Devrimine bakışı hakkında fikir vermesi amacıyla, çeşitli konularındaki görüşlerini, kitaptan paragraflar halinde aktarmaya çalışacağım.
Kadrocular tarihsel gelişmeyi açıklamada, tarihsel maddeciliği bilimsel yöntem olarak kabul etmelerine rağmen, Marksist Teorinin ulusal kurtuluş hareketlerini anlamada yetersiz olduğunu ileri sürmektedirler.
Kapitalist gelişme, sanayinin belirli ülkelerde toplanmasına neden olduğundan, sömürgelerde ya da bağımlı ülkelerde sınıf çatışması yoğunlaşmamakta ve tüm dünyaya yayılmamaktadır. Bu nedenledir ki sömürge ve yarı sömürgelerin ya da henüz ulusal sanayisini kuramamış ülkelerin mücadelelerinde sınıf çatışmaları değil, ulusal kurtuluş mücadeleleri yol gösterecektir.
Kadroculara göre; Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı, emperyalist güçlere karşı hem askeri, hem de ekonomik alanda verilmiş bir savaştır. Türk Devrimi, çağdaş kapitalizme karşı kutsal bir isyan, bunun anti tezi ve bir reaksiyonudur. Bu nedenlerle Kurtuluş Savaşı ve Türk Devrimi yalnızca Türkiye’nin değil, fakat aynı durumda olan bütün ülkelerin bir davası olarak değerlendirilmektedir.
Şevket Süreyya, ulusal kurtuluş hareketinin objektif amaçlarını da dörde ayırarak inceler.
a) Geri ülkelerin sanayileşmesi.
b) Yeni sanayinin bir sınıfın........
