menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Machiavelli hâlâ haklı mı? ABD-İran gerilimi güç siyasetini yeniden mi yazıyor?

30 0
17.07.2026

Yaklaşık beş yüz yıl önce Niccolo Machiavelli (Makyavelli), devletlerin ahlak kurallarıyla değil, güç ve çıkar hesaplarıyla hareket ettiğini savunmuştu. Ona göre bireyler için geçerli olan vicdan, din ve ahlak ilkeleri, devlet yönetiminde aynı şekilde uygulanamazdı. Devletin varlığını korumak söz konusu olduğunda, gerektiğinde geleneksel ahlaki kuralların dışına çıkılabileceğini savunuyordu. Bugün Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere bakıldığında, Machiavelli'nin bu görüşlerinin hala uluslararası siyasetin en güçlü yorumlarından biri olduğu görülmektedir.

ABD ile İran arasında uzun yıllardır devam eden gerilim, hukuktan veya evrensel değerlerden çok güç dengeleri üzerinden şekillenmektedir. Tarafların kullandığı söylemler farklı olsa da uyguladıkları yöntemler büyük ölçüde Machiavelli'nin tarif ettiği güç siyasetine dayanmaktadır. Diplomasi masasında konuşulanlar kadar uçak gemileri, füze sistemleri, yaptırımlar ve vekalet savaşları da bu mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır.

İran'ın nükleer programı bu güç mücadelesinin merkezinde yer almaktadır. İran yönetimi, nükleer teknolojiyi yalnızca enerji üretimi olarak değil, rejimin güvenliği ve ulusal bağımsızlığın güvencesi olarak görmektedir. İran-Irak Savaşı sırasında yaşanan ağır tecrübeler, Batı'nın uyguladığı yaptırımlar ve İsrail'in bölgesel etkisi, İran'da caydırıcılık anlayışını devlet politikasının temel unsurlarından biri haline getirmiştir. Haziran 2026'da Devrim Muhafızları'na yakın Fars Haber Ajansı'nda yayımlanan ve nükleer caydırıcılığı açıkça savunan yazı da bu güvenlik anlayışının artık kamuoyunda daha görünür hale geldiğini göstermektedir.

ABD ise aynı gelişmeleri farklı okumaktadır. ABD açısından nükleer kapasitesini artıran bir İran, yalnızca İsrail için değil, Körfez güvenliği ve küresel güç dengesi açısından da ciddi bir tehdittir. Bu nedenle yaptırımlar, diplomatik baskılar ve askeri caydırıcılık aynı stratejinin parçaları olarak kullanılmaktadır. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın çelişkili açıklamaları ve kısa süreli ateşkes girişimleri, ABD'nin İran konusunda kesin bir stratejik üstünlük sağlayamadığını ortaya koymaktadır.

Aslında bu tablo, uluslararası ilişkiler literatüründe “güvenlik ikilemi” olarak tanımlanan durumun en açık örneklerinden biridir. İran kendisini........

© 12punto