menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşa sürüklenme tuzakları üzerine

88 1
05.01.2026

2026 yılı belli ki çok karışık ve kanlı geçecek

Venezuela Cephesi. ABD 3 Ocak 2026 günü Caracas’a icra ettiği askeri harekât ile Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşini esir alarak USS Iwo Jima amfibi saldırı gemisine getirdi. Söz konusu tablo, klasik bir rejim değişikliği girişiminin izlerini taşıyor. ABD, her ne kadar “demokrasi” ve “uyuşturucu ile mücadele” söylemini kullansa da söz konusu vahşi saldırı Monroe Doktrininin güncellenmiş bir versiyonu olarak Karayipler’de güç gösterisi operasyonuna dönüşmüştür. Saldırıların savaş ilan etmeden, kongre onayı olmadan, hibrit savaş formatında Venezuela’da bir iç hareketlenmenin ve rejim değişikliği için yapıldığı açıktır. Bu operasyon Çin ve Rusya’yla temas eden, dolar-yaptırım düzenine direnmeye çalışan, enerji ve liman jeopolitiğinde kontrol dışına çıkan bir devletin hizaya sokulmasıdır. Bundan sonra yaşanacaklar Venezuela halkının tutumuna bağlı olacaktır. Caracas’ta olan biten, sadece bir ülkenin egemenliğinin iğdiş edilmesi değil, küresel güç mücadelesinde sınırların nerede çizileceğinin ilanı olarak da okunmalıdır. Çin özel temsilcisinin Devlet Başkanı ile görüşmesinden saatler sonra Amerikan müdahalesinin gerçekleşmesi ayrıca dikkate alınmalıdır. Bu operasyon ciddi bir taktik başarıdır. Ancak henüz Trump’ın Mar A Lago’daki basın konferansında açıkladığı ‘’Venezuela’yı artık biz yöneteceğiz’’ iddiasının içini dolduracak stratejik aşamada değildir. Zira 30 milyonluk ve 1 milyon km kareye yakın bir yüzölçümü olan ülkeyi işgal etmeden yönetmek ABD için çok zordur. Diğer yandan seçilmiş bir lidere mafya usulüyle müdahale edilmesi ise uluslararası hukuk açısından tehlikeli bir eşik olup, küresel düzende derin bir kırılmaya ve ABD’ye karşı güvensizliğin artmasına işaret etmektedir. ABD artık küresel İsrail durumundadır. ABD’nin giderek kural tanımaz ve yalnızca güç temelli bir çizgiye kayması, hukukun geri çekildiği, kaosun ve yeni bloklaşmaların hızlandığı bir dünyayı beraberinde getirmektedir. Bu süreç, Küresel Güney’in Çin ve Rusya’ya daha fazla yaklaşmasına ve ABD düzeninin sürdürülemez karakterinin tamamen açığa çıkmasına yol açmaktadır. Bu kapsamda harekatın asıl amacının petrol ve değerli minerallere çökmeyi hedeflediğini söylemek mümkündür. ABD’nin dolar merkezli küresel hakimiyeti ciddi biçimde aşınmaktadır. Covid döneminde sıfır faizle harcanan trilyonlarca doların geri ödeme süreci başlamış, ABD bütçesi önümüzdeki yıllarda yalnızca faizler için yılda yaklaşık 1 trilyon dolar yük altına girmiştir. Aynı anda doların değer kaybı, petrol ticaretinin Suudi Arabistan–İran–Çin-Rusya hattında dolar dışına kayması ve enerji piyasalarında ABD’nin dayatma gücünün zayıflaması bu süreci hızlandırmaktadır. Bu tabloda Venezuela’nın devasa petrol rezervleri, piyasalar için bir rahatlama aracı ve ABD açısından rakiplerini dışlayarak denge kurma enstrümanı olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu hedef, yani petrol sanayine tamamen el koyularak ihracatın başlatılması kolay değildir. ABD operasyonunu Fransa ve İngiltere’nin eleştirmesi de dikkat çekicidir. ABD’nin NSS 2025 dokümanının içini doldurmaya başlamasından duyulan rahatsızlığın bir yansıması olarak okunabilir. Venezuela aslında insanlığın bir sınav alanı olacaktır. ABD’nin kabadayılık rejimi ve istediğimi yapar ve alırım paradigması burada işleyecek mi göreceğiz. 2026’nın insanlık için en önemli mücadele alanlarından birisi şüphesiz Venezuela’da başlıyor. Ya şımarık zorbalık ya insanlık kazanacak.

İran Senaryosu. ABD Başkanı Donald Trump, İran’da 2025 yılı sona ermeden su kıtlığı ve yüksek enflasyon sonucu başlayan iç karışıklıklar kapsamında 2 Ocak 2026 tarihinde İran rejimine bir tehdit mesajı yayınladı. Mesajında ‘’barışçıl protestoculara ateş açması ve onları şiddet kullanarak öldürmesi durumunda Amerika Birleşik Devletleri’nin onların yardımına koşacağını’’ belirterek, “Locked and loaded“ durumdayız dedi. “Kilitli ve Yüklü” ifadesi hava ve deniz kuvvetleri terminolojisi içinde hedefe atış kontrol radarı ile kilitlenme ve silah yükü atışa hazır anlamında kullanılır. Yani bu bir uyarı değil, angajman eşiğinin ilanıdır. ABD’nin temsil ettiği sürekli savaşlar cephesinde durum karışık. ABD savaş makinesini kendi çıkarları için kullanan ve adeta ABD’yi ipoteği altında tutan İsrail, 12 günlük İran Savaşı’ndan sonra dersini çıkarmış görünüyor. İran dışardan bir saldırıyla yıkılamaz. Bu yüzden strateji değişiyor. İç karışıklıklar bahane edilerek ABD gücü İran sahasına taşınıyor, Washington adım adım bu cepheye sürükleniyor. Bu beyanatın, Trump’ın savaş suçlarıyla anılan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Florida’daki Mar-a-Lago’da yeni yıla birlikte girmesinin hemen ardından gelmesi tesadüf değildir. Washington–Tel Aviv hattında karar çoktan verilmiş, kamuoyu sadece hazırlanıyor görünüyor. Trump adeta Netanyahu ve ABD’deki Siyonist küreselci cepheye yeni yıl armağanı sunuyor.

Rusya Cephesi. ABD öncülüğünde Ukrayna Rusya barış görüşmeleri devam ederken 28 Aralık 2025 gecesi Putin’in Novgorod’daki resmi rezidansına 91 SİHA ile yapılan Ukrayna saldırısı bir anda tırmanma merdiveninde en yüksek basamağa çıkılmasına neden oldu. Her ne kadar Zelensky bu saldırından haberinin olmamasını deklare etmiş olsa da saldırıdan kimin kazançlı çıkacağının cevabı muhtemel suçluyu zaten gösteriyor. Bu gelişmeler devam ederken ve Moskova’daki Amerikan ataşesine saldırıda kullanılan Ukrayna SİHA’sının parçaları 2 Ocak 2026 günü resmi görüşme sırasında takdim edilirken ABD’nin aynı saatlerde Rusya’da yaşayan tüm vatandaşlarına Rusya’yı terk etme uyarısında bulunması Ukrayna Rusya cephesinde çok ciddi gelişmelerin yaşanacağı anlamına geliyor. Bu saldırıyı savaşın bitmesini istemeyen gruplar adına bir istihbarat ajansının yaptığını söylemek mümkün. Finans Kapital (Neocon ve Siyonist destekli küreselci yapı) Trump’a rağmen Avrupa’daki savaşın bitmesini istemiyor. Trump CIA ve MI6 uzantıları dahil ABD içindeki bu güçlü grubu kontrol edemiyor. Zira ABD devlet kurumlarını oluşturan her yapı içinde küreselciler halen çok güçlü ve aktif. Ukrayna Savaşı bitse dahi bu yapı Avrupa halklarının barış görmesini istemiyor. Belli ki küreselci çete Rusya karşısında yenilgiyi kabul etmemek için Putin’in suikast sonucu ortadan kaldırılmasını hedefledi ve başarısız oldu. Bu durum Putin’e karşı hamle yapma olanağı sunuyor. Artık Putin, Alaska zirvesi sonrası güvendiği Trump’ın gücünün sınırlı olduğunu görüyor. Putin, savaş yoğunlaşarak devam ederse karada sağladığı askeri başarıyı Dinyeper nehrinin doğu bankında Donbas ve Zaporijya kazanımlarını kalıcılaştıracak hamlede bulunabilir. Eğer savaş çok daha uzarsa bu kez Odesa’yı hedefleri arasına sokabilir. Diğer yandan Rusya–Ukrayna savaşının Trump baskısıyla bir ateşkes ya da donmuş çatışma aşamasına girmesi, finans-kapital için bir son değildir. Aksine, yeni kriz alanlarının aranacağı bir eşiktir. Çünkü Avrupa’nın yüksek savunma bütçeleri, enerji piyasalarındaki olağanüstü kârlar ve militarize edilmiş siyasal atmosfer, ancak sürekli bir tehdit algısıyla ayakta tutulabilir. Gri alanlar, provokasyonlar, “kazalar”, bilgi........

© 12punto