menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın gölgesinde İran ve kültürel miras

17 0
01.03.2026

Bugün ABD & İsrail ile İran arasındaki çatışmada ikinci gün! Yine yüzlerce ölü ve yaralı ve dünyanın gözü yine bu gayrimeşru operasyonlara kapalı. Kirli siyasetlerin ardında durduğu askeri saldırı dalgalarının politik hedef ve gerilimlerine değinmeyeceğim bunu zaten ulusal basınımız ve dünya medyası yeterince yazmakta ama tüm bu savaşın gölgesinde İran’ın kültürel mirası unutulmakta. Bu savaşı ve savaşın o yıkıcı-acımasız yönüne kültürel mirasa olan etkisi ve önemi üzerinden de farklı bir perspektif ile bakmak gerek. 

İran, ABD-İran savaşının gölgesinde çoğu zaman jeopolitik gerilimler ve güvenlik söylemleri üzerinden anılsa da, binlerce yıllık medeniyet birikimiyle dünya kültürel mirasının en köklü havzalarından birini temsil eder. Özellikle Persepolis kalıntıları, Ahameniş İmparatorluğu’nun siyasal estetiğini ve imparatorluk ideolojisini taş kabartmalar aracılığıyla günümüze taşırken; Nakş-ı Cihan Meydanı, Safevî döneminin kamusal alan anlayışını ve mimari ihtişamını somutlaştırır. Tahran’daki Gülistan Sarayı ise Kaçar döneminin modernleşme arayışlarını ve Batı etkisiyle dönüşen saray kültürünü gözler önüne serer. Bu bağlamda İran, yalnızca siyasal çatışmaların sahnesi değil; aynı zamanda imparatorluk sürekliliği, estetik üretim ve çok katmanlı kimlik inşasının tarihsel laboratuvarıdır.

Seyahat kültürü perspektifinden bakıldığında ise İran, gerilim söylemlerinin ötesinde gündelik yaşamın sıcaklığı ve yerel misafirperverliğiyle dikkat çeker. Çöl kenti Yezd’in rüzgâr kuleleri (badgir) ve dar sokakları, iklimle uyumlu geleneksel mimarinin sürdürülebilir örneklerini sunarken; İsfahan ve Şiraz gibi şehirler şiir, minyatür ve halı sanatının yaşayan mekânları olarak öne çıkar. Bu çerçevede İran’a yönelik akademik ve kültürel ilgi, yalnızca politik çatışmaların analizine indirgenmemeli; aksine, sahadaki kültürel mirasın korunması, yerel toplulukların hafızası ve seyahat deneyiminin dönüştürücü potansiyeli üzerinden daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. İran coğrafyası, savaş retoriğinin gölgesinde dahi kültürel sürekliliğin ve estetik direncin güçlü bir örneğini sunmaya devam etmektedir.

Bu gerilimlerin gölgesinde dahi Şiraz’da sabah........

© 12punto