menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AA 'Tarafsız Kalamama Çaresizliğinde' ilklere imza atıyor

22 0
12.03.2026

Bugün ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan savaş, iletişim sahasında hegemonik güçlerin toplumsal hafızayı ve vicdanı yeniden yapılandırma girişimlerine sahne oluyor. Haberin ekonomi-politiği bağlamında ABD ve Avrupa’daki ana akım medya, askeri-endüstriyel kompleksin birer halkla ilişkiler departmanı gibi çalışırken, İsrail medyası askeri sansürün denetimi altında yenilmezlik mitini korumaya ayarlı bir illüzyonu sürdürmeye çalışıyor. Saldırganın aldığı hasarı gizleyen, kurbanın ise sadece istatistiksel varlığına izin veren küresel ve yerel bir sansür mekanizması işliyor. İsrail’e düşen füzelerin yarattığı yıkımın, askeri kayıpların ve sivil tahribatın dünya gündeminden kaçırılması elbette tesadüfi değil. Eğer İsrail’deki hasar tüm çıplaklığıyla ekrana yansırsa, demir kubbe efsanesi çökecek ve Batı’nın bölgedeki ileri karakolu kırılgan görünecektir. İsrail’deki kayıp ve zararların gizlenmesinde asıl amaç bölgedeki çatışmanın sınıfsal ve emperyalist karakterinin sorgulanmasını engellemektir. İran’da ölen kız çocuklarını “görmeyen” gözler ile İsrail’deki kayıpları saklayan akıl aynı kaynaktan beslenmektedir: Emperyalist anlatının devamlılığı. Bu doğrultuda Türkiye’de de“bölgesel ekonomik/siyasi çıkarlar ve diplomatik denge” kaygılarıyla birleşen ve halkın bilgi alma hakkını ait olunan ittifak nedeniyle ikincil plana iten bir medya blokajı ve oto-sansür uygulanmakta.

AA ve Türkiye: “Gerilim” Retoriğinin İşbirlikçiliği

Burada asıl hayal kırıklığı yaratan ve analiz edilmesi gereken konu ise savaş ve kriz haberciliğinde Anadolu Ajansı (AA) çizgisi. Televizyon ekranları ve geleneksel gazeteler, mülkiyet yapılarının ve........

© 12punto