Sanat dünyasında kısa bir teorik gezinti
1- Cezanne ve Manet’in yaptıklarından sonra artık ressamın tabiatta ve hayatta gördüğünü aynen çizmesi gerekmiyordu, ressam ister gördüğünden esinlenerek isterse de sadece düşüncesinde yarattığı hayale uygun, gerçeklikte hiç olmayan biçimleri, renkleri tuvale aktarmakta artık özgürdü.
2- Mimesis döneminin sona ermesiyle sanat daha önce Hegel’in tahmin edip düşündüğü gibi diyalektik bir süreçte soyutlamanın bir sonraki ileri aşamalarına doğru yürümeye başladı.
3-bundan sonra ‘modern sanat ‘gerek estetik yaşantı gerekse estetik yargıların sığlığında yitmiş , gizlenip, örtülmüş tinini, Heidegger’in de incelikli ve gizemli tonda haber verdiği gibi soyut sanatta bulur. Soyut sanat, sanatı taklit temsil biçim unsurlarıyla özdeşleştirerek, ondaki yaratıcı tini ve Hakikati gösterme gücünü kırmış tüm metafizik geleneğe bir başkaldırıdır (bu alıntı Şule Gece’nin soyut sanat felsefesini esaslı incelediği ‘Modern ve Post Modern Dönemlerde Soyut sanat felsefesi’ çalışmasına Doç. Dr. Senem Kurtar’ın yazdığı önsözden sayfa 9-10)
4- Modern sanatın New York macerasını yönlendiren büyük eleştirmen Clement Greenberg’e göre ‘Manet, modernist resmin Immanuel Kant’ı olmuştu.
Kant nasıl ki ‘Arı Usun Eleştirisi’ (Critique of Pure Reason) çalışmasında ‘kendi üzerinde uygulanan ve başka süjesi bulunmayan aklı’ felsefi olarak
sorgulamışsa, Cezanne ve Manet’nin yaptıklarını hatırlarsak modern dönemde sanat da sanata uygulanan sanat anlamına gelmeye başlamıştı.
Yani sanatın da kendinden başka bir süjesi yoktu. Her ressam tuvalinin üstünde oluşturduğu çizgiler ve renkler ile aslında sanatın anlamını ve saf özünü arıyordu.
5- Renkler aracılığıyla sanatın saf özünü aramanın resimde ilginç geçmişi vardır. Örneğin suprematist avangardın kurucusu Malevich ‘gözle görünür dünyayı temsil etmeye çalışan her türlü çabadan uzaklaşan yani soyutlamayı uca taşıyan ilk sanatçıdır.örneğin onun Süprematist kompozisyon: Beyaz üstüne beyaz resmi gerçekliğe her türlü referanstan yoksundur ama
Malevich’e göre bu resme bakan insan en saf duyguların akışına bırakır kendini.
Malevich dışında Birinci dünya Savaşı’ndan 1931 yılında ölümüne kadar van Doesburg’de Stij’(stil) adı verilen sanat hareketinin öncüsü olmuş ve aynı dönemde yaşayan Piet Mondrian’ın eserleri gibi temsili olmayan resim........
