Farkın ve oluşun filozofu
Michel Foucault, arkadaşı Deleuze için ‘Önümüzdeki yüzyıl Deleuze yüzyılı olacak’ demişti.
Bunu hangi ruh haliyle ve ciddi mi söylediği tam bilinmiyor. Ama ben Foucault’un dediğine tamamen katılıyorum o bahsedilen yüzyıllık sürecinin içinde bulunan bugünlerimizin ve özelikle cinselliğimizin en iyi Deleuze’un düşünce sistemiyle anlaşılabileceğini düşünüyorum.
Çünkü özetle Deleuze “farkın ve oluşun filozofudur’’.
Yaratıcı okuma
Deleuze kendinden önceki büyük filozofların eserlerini son derece orijinal ve yaratıcı bir yöntemle okur.
O günlerin Paris’inin yaratıcı düşünce ortamında eşzamanlı olarak çalıştığı Derrida’nın yerleştirdiği kavramlarla ifade edersek Deleuze okuduğu her filozofun yazdıklarını tam anlamıyla bir yapısökümüne uğratmıştır (deconstruction)
Tamamen reddettiği hatta nefret ettiğini bile yazdığı Hegel dışında (‘sert bir eleştirmene mektup’ Müzarekeler’ içinde s.14) örneğin Spinoza , Kant, ve Bergson okumalarında filozofun sisteminden kendi kurmaya çalıştığı sistemde çalışabileceği bölümleri yaratıcı bir şekilde alır ve onları kendi sistemi içinde kelimenin tam anlamıyla yeniden kavramlaştırarak kullanır.
Deleuze’nin Hegel’e nefret düzeyinde tepkisi olduğunu anlamak düşünce yolumuzda düzgün yürüyebilmemiz açısından önemlidir.
Deleuze dinamik ve daldan dala atlayan, göçmen bir düşünce yapısına sahip olduğundan onun sistemini nereden başlayıp anlatmaya karar vermek oldukça zor.
O zaten başlangıçlara ve sonlara fazla önem vermez onun için önemli olan süreçler ve bir sürecin tam ortasıdır.(bunu bir düz çizgi olarak düşünürsek Deleuze........
