Bizim tuzumuz kuru, ya sizinki? (Alternatif bir siyaset yazısı)
Bir dönemde var olan sonra kapanan Letra Reklam Ajansı’da yazarlık yaparken, – ki ortaklardan biri şair, yazar ve düşünür Onat Kutlar’dı, piyasaya yeni çıkacak bir tuz markası için çalışıyorduk.
O dönemde beraber çalıştığım art direktör arkadaşım, yukardaki
başlığı kullanacağımız bir kampanya önermişti. Bunu yapmadık ama kendi aramızda çok eğlenmiş, gülmüştük. Çünkü sözün anlamı, biraz itici gelebilirdi: ‘Benim durumum iyi, sen ne ayaksın?”
Bugünlerde etrafıma baktığımda, bu sözü söylemese de öyle davranan çok kişi olduğunu görebiliyorum. Göremediklerimi de okuyarak, izleyerek görüyorum.
Sözün hakkını fazlasıyla veren bir ülke var ki, yazmadan geçmemek lazım.
İsviçre, orası. Dünya finans piyasalarının kara kaplı defterlerinin olduğu ülke.
Kimin serveti kimin bankasında, belli değil. Başta Vatikan olmak üzere dünyanın başına çöreklenen şirketlerin, devletlerin en üst düzey yöneticilerinin veya işbirlikçilerinin gizli servetlerini sakladıkları bankalar bu ülkede. Bu bankaların da kimseye müdanası yok. Biraz biraz ABD’ye bazı hesap sahiplerini açıklamaya zorlanmaları dışında.
İşte bu 9,5 milyonluk ülkede şu aralar çıkartılmaya çalışılan bir yasa var.
........