Çin Savaşı Cephede Değil, Zihinlerde Kazanmaya Çalışıyor
“Çin’i anlamaya çalışırken yaptığımız en büyük hata, onun davranışlarını kendi stratejik kültürümüzün aynasından okumaktır. Oysa Çin, dünyaya bizim baktığımız yerden bakmıyor; farklı bir tarih, farklı bir devlet geleneği ve farklı bir medeniyet hafızasıyla düşünüyor.”
Batı’da Çin üzerine yazılan analizlerin önemli bir bölümü, Pekin’in askerî gücünü savaş gemilerinin sayısıyla, füze envanteriyle, savunma bütçesiyle veya Tayvan çevresindeki tatbikatlarla ölçmeye çalışır. Türkiye’de de benzer bir eğilim vardır. Çin denildiğinde akla ya dünyanın fabrikası ya da giderek büyüyen askerî gücü gelir. Oysa Çin’in kendisini nasıl tanımladığına baktığınızda bambaşka bir stratejik evrenle karşılaşırsınız.
Pekin’de diplomat olarak görev yaptığım yıllarda beni en fazla etkileyen hususlardan biri, Çinli muhataplarımın güvenlik meselelerini hiçbir zaman yalnızca askerî bir konu olarak ele almamalarıydı. Bir dışişleri yetkilisiyle yaptığınız görüşme kısa sürede enerji güvenliğine, teknolojiye, eğitime, ekonomik dayanıklılığa, liman yatırımlarına, kritik minerallere ve hatta kültürel etkiye uzanabiliyordu. Çünkü onların zihninde bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildi. Hepsi aynı büyük stratejinin birbirini tamamlayan parçalarıydı.
Aradan geçen otuz yılı aşkın sürede bu yaklaşım zayıflamak bir yana, Xi Jinping döneminde çok daha sistematik ve kurumsal bir çerçeveye oturdu. Bugün Çin’i anlamak isteyen herkesin yalnızca Batılı yorumcuları değil, Çin’in kendi resmî strateji belgelerini de dikkatle okuması gerekir. Bir ülkeyi anlamanın en doğru yolu, onun rakiplerinin ne söylediğini değil, kendisi hakkında ne düşündüğünü incelemektir.
PLA’nın Stratejik Dünyası
Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) temel doktrin metinlerinden biri olan The Science of Military Strategy (Askerî Strateji Bilimi), yalnızca askerî planlamaya yönelik teknik bir el kitabı değildir. Aynı zamanda Çin devlet aklının güvenlik, caydırıcılık, ulusal güç ve büyük strateji anlayışını ortaya koyan en önemli kaynaklardan biridir. Bu metni okuduğunuzda ilk dikkatinizi çeken husus, savaşın Çin açısından yalnızca silahlı çatışma anlamına gelmediğidir.
Batı askerî düşüncesinde savaş çoğu zaman barışın sona erdiği noktada başlar. Çin’de ise rekabet çok daha erken başlar ve çok daha geç sona erer. İlk kurşun atıldığında aslında oyunun önemli bir bölümü çoktan oynanmıştır. Esas amaç, savaşmadan önce rakibin seçeneklerini daraltmak, karar alma süreçlerini etkilemek, ittifaklarını zayıflatmak, ekonomik bağımlılıklarını artırmak ve........
