Ceylan Derisindeki Kur’an’dan Füze Saldırılarına: Riyad’da Petrol, İnanç ve Gücün Yeni Savaşı
Riyad Ulusal Müzesi’nde beni en fazla etkileyen eserlerden biri, ceylan derisi üzerine yazılmış eski Kur’an-ı Kerim parçalarıydı.
Cam vitrinlerin arkasında duran o sararmış sayfalara uzun uzun baktığımı hatırlıyorum. Bugünün insanına birkaç saniyede ulaşan bilginin, yüzyıllar önce ne kadar büyük bir emek, sabır ve inançla korunduğunu düşündüm.
Bir medeniyetin hafızası bazen koca saraylarda değil, bir deri parçasının üzerine işlenmiş birkaç satırda saklıdır.
Şimdi aynı coğrafyada yapay zekâya, dev veri merkezlerine, hidrojen teknolojilerine, yeni sanayi bölgelerine ve geleceğin şehirlerine milyarlarca dolar yatırılıyor.
Bir tarafta İslam medeniyetinin asırlık mirası, diğer tarafta petrol gelirleriyle inşa edilmeye çalışılan yeni bir ekonomik ve teknolojik düzen.
Ve bütün bunların üzerinde, giderek ağırlaşan bir savaş tehdidi.
Suudi Arabistan bugün üç ayrı zaman diliminde yaşıyor: Geçmişin kutsal hafızası, bugünün petrol zenginliği ve geleceğin güç mücadelesi.
11–15 Ekim tarihlerindeki 25. Dünya Petrol Kongresi için Riyad’a yeniden giderken zihnimi meşgul eden asıl mesele bu.
Çünkü bu kez kongrenin gündemi yalnızca petrol ve doğal gaz değil.
Füzeler, yeni askerî ittifaklar, İran, Yemen, enerji güvenliği ve Ortadoğu’nun yeniden şekillenen güç dengeleri de toplantı salonlarının hemen dışında.
Petrol Kongresinin Üzerine Düşen Füze Gölgesi
Bir enerji kongresine giderken normalde hangi sorulara hazırlanırsınız?
Petrol fiyatları nereye gidiyor? Küresel talep ne kadar artacak? Doğal gazın enerji dönüşümündeki rolü ne olacak? LNG yatırımları hangi pazarlara yönelecek?
Bu kez bunların yanına çok daha temel bir soru ekleniyor:
Uçağımız Riyad’a güvenle inebilecek mi?
Son günlerde Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’ın havalimanlarına yönelik saldırıları, enerji piyasalarının ve bölgesel güvenliğin ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha gösterdi.
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ve Abha Havalimanı hedef alındı. İlk saldırılarda siviller hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. 10 Ekim’de Riyad havalimanına düzenlenen daha ağır saldırıda ise bildirilen can kaybı 12’ye, yaralı sayısı 300’ün üzerine çıktı.
Bir tarafta dünyanın önde gelen petrol şirketlerinin yöneticileri, enerji bakanları ve yatırımcıları küresel enerji geleceğini tartışmaya hazırlanıyor.
Diğer tarafta yolcu uçaklarının kullandığı havalimanları füze tehdidi altında.
Ortadoğu’nun çelişkisi bundan daha çarpıcı anlatılabilir mi?
Petrol üretmek başka, o petrolü güvenli biçimde dünya pazarlarına ulaştırabilmek başka.
Bir ülkenin enerji gücü yalnızca yer altındaki rezervleriyle değil; limanlarının, boru hatlarının, rafinerilerinin, elektrik şebekelerinin ve havalimanlarının güvenliğiyle de ölçülüyor.
Artık enerji güvenliği, millî güvenliğin ayrılmaz bir parçası.
14 Ekim’de Masamızda Doğal Gazın Geleceği Var
Kongrede 14 Ekim günü başkanlığını ve açılış konuşmasını yapacağım “Natural Gas: Future Outlook” oturumunda doğal gazın önümüzdeki on yıllardaki rolünü tartışacağız.
Masamızda Uluslararası Gaz Birliği Başkanı Andrea Stegher, Saudi Aramco’dan Hamad M. Al Marri, Siemens Energy’den Monaam Htiouech, Kazakistan’ın QazaqGaz Başkanı Alibek Zhamauov ve Petroleum Development Oman Genel Müdürü Aflah Al Hadhrami bulunacak.
LNG piyasalarının genişlemesi, yeni üretim ve altyapı yatırımları, arz güvenliği, metan emisyonları, enerji dönüşümü ve doğal gazın sanayideki rolü gündemimizin merkezinde olacak.
Benim özellikle üzerinde duracağım soru şu:
Dünya daha temiz enerjiye geçmek isterken, aynı zamanda daha fazla enerji tüketen yapay zekâ sistemlerini, veri merkezlerini ve sanayi tesislerini nasıl besleyecek?
Doğal gaz bu denklemde geçici bir köprü mü, yoksa uzun yıllar önemini koruyacak stratejik bir kaynak mı?
Ve belki de en önemlisi: Savaşlar, yaptırımlar ve ticaret yollarındaki kesintiler enerji yatırımlarının coğrafyasını nasıl değiştirecek?
Çünkü artık enerji piyasalarında fiyatı yalnızca arz ve talep belirlemiyor.
Jeopolitik riskler, sigorta maliyetleri, askerî caydırıcılık, yaptırımlar ve stratejik boğazların güvenliği de fiyatın içinde.
Mekke’de İmzalanan Anlaşma: Üç Ülke, Yeni Bir Güç Denklemi
Riyad seyahatimin en önemli jeopolitik........
