menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okumaya sıkılmazsanız bir yapay zeka yazısı bu ama aslında felsefe hakkında

69 0
26.04.2026

Okumaya sıkılmazsanız bir yapay zeka yazısı bu ama aslında felsefe hakkında

Ayn Rand’in Fountainhead romanını okuduğumda çok gençtim.

Bu roman ilk kez 1943’te yayınlandı ve bugün dahil satmaya devam ediyor. Dünyanın dört bir yanındaki on milyonlarca insan gibi ben de romandan çok etkilendim.

İçimde kendi anne babam tarafından zaten çok desteklenen bir bireyci, kendi kararlarını kendi veren, her şeye kendi aklıyla ikna olması için yetiştirilen bir genç vardı, bu roman tam da o genci yakaladı. Yani bir yerde maalesef benim de fikri gelişimimde Ayn Rand’in bir miktar etkisi var.

Ama sıra Rand’in “magnum opus”u kabul edilen ve Türkçe’ye uzun yıllar sonra ‘Atlas Silkindi’ (Atlas Shrugged) olarak çevrilen romanına geldiğinde artık yaşım büyümüştü, zaten tuğla kalınlığında olan bu romanı binbir zorlukla yurt dışından getirtmiş olmama rağmen sonuna kadar okuyamadım. Sinirlenerek yarıda bıraktığımı hatırlıyorum. Ayn Rand’in felsefesi bana hiçbir şey ifade etmiyordu artık.

Ayn Rand’in fikirleri 50’li ve 60’lı yıllar Amerikasında etkili oldu, Türkiye’ye ulaşması 2000’leri buldu.

Turgay Ciner’in önsöz yazdığı roman

Çünkü Rand, bireycilik savunusunda bir adım öteye gitmiş, kendisinin “Objektivizm” adını verdiği felsefesini insanın sadece kişisel çıkarının peşinden koşmasının neden olabilecek en ahlaklı seçim olduğunu anlatmaya başlamıştı. Hepimiz elbette kabul edelim etmeyelim, bilincinde olalım olmayalım kişisel çıkar peşinde koşarız ama bu her zaman ahlaklı bir tutum değildir, ayrıca sadece kısa vadeli kişisel çıkar peşinde koşmak çoğu zaman kişisel çıkarlarımıza da (paradoksal biçimde) aykırıdır.

Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim: Türkiye’de Ayn Rand kitaplarını sinema yönetmeni Sinan Çetin’in yayınevi bastı. Ayn Rand’in ‘Atlas Silkindi’ romanına ön sözü ise iş insanı Turgay Ciner yazdı. Ciner’in önsözü bir hayli uzun ve Rand’in düşüncesinin özüne inen bir önsöz. Ülkemizde de geç kalmış da olsa bir miktar Ayn Rand taraftarı olduğunu bilelim.

Ayn Rand’in mürit kitlesi

Her neyse, benin Ayn Rand hakkında ne düşündüğümün hiçbir önemi yok aslında. Önemli olan, 1950 ve 60’larda, özellikle Rand Los Angeles’ten New York’a taşındıktan (1951) sonra New York’ta onun etrafında bir mürit kitlesinin toplanmış olması.

Bu müritler, kendi başlarına gelecekte çok önemli olacak insanlardı. Mesela Amerikan Merkez Bankası’nın efsanevi başkanı Alan Greenspan bu müritlerden biriydi, her hafta sonu Rand’in evindeki felsefe tartışmalarına katılırdı.

Rand kuvvetli bir totalitarizm karşıtıydı, devlet dahil hiçbir otoritenin bulunmaması gerektiğine inanırken neredeyse Anarşist düşünceyle flört ediyordu.

Geçen hafta burada yazdım, Amerika’da 1960’larda bilgisayar endüstrisi kurulurken, o kurucuların tamamı Rand’in bu otorite karşıtı görüşlerinin etkisindeydi. Dikey hiyerarşiler yerine bilgisayar ağlarını yatay ilişkilerle ördüler. Bu yataylığın önemli sonuçlarından biri “gerçek” kavramının neredeyse ortadan kaybolması oldu, çünkü bize “Gerçek şudur” diyen otorite artık yok, daha doğrusu herkes bu konuda kendi başına birer otorite artık.

İnternet veya şirketinizdeki tipik bir network ister istemez yatak ve........

© 10 Haber