Bir ona güncelleme gelmez!
Geçtiğimiz pazar sabahı, bir kafede otururken yan masadaki konuşmaya kulak misafiri oldum. Yirmili yaşlarının sonlarında bir kadın, arkadaşına dert yanıyordu: “Her şey o kadar kusursuz ki… Bana dünyanın en harika kadınıymışım gibi davranıyor ama pazar kahvaltısında ne zaman yumurtayı fazla pişirsem günün sonunda kendimi ağlayarak ondan özür dilerken buluyorum. Nerede hata yapıyorum?”
Modern flört dünyası artık sadece ‘doğru insanı bulmak’ ile ilgili değil; daha ziyade ruh sağlığımızı koruyarak o mayın tarlasından sağ çıkabilme mücadelesine dönüştü.
Tam da bu yüzden, Fransız psikoterapist Isabelle Nazare-Aga’nın yıllar önce yazdığı ama bugün TikTok çağında (hâlâ ve ısrarla) her ilişkide kırmızı alarm gibi çalan o meşhur kitabı “Manipülatörler Aramızda” başucumuzdan inmiyor. Nazare-Aga kitabında manipülatörlerin kendilerini gizlemek için kullandığı maskeleri anlatırken, aslında bugünkü modern ilişki dertlerimizin el kitabını yazmış.
Bir manipülatörle ilişkiye başlamak, hayatınızın en hızlı, en adrenalin dolu hız trenine binmek gibidir. İlk birkaç ay tam bir “Love Bombing” (sevgi bombardımanı) tufanı yaşanır. Sizi dünyanın merkezine koyar, her cümlenize “Ben de tam bunu diyecektim!” diye başlar. Yazarın “Sempatik ve Fedakar Maskesi” dediği bu evrede, onun aslında sizin ruh ikiziniz değil, adeta sizin bir karbon kopyanız olduğunu fark etmezsiniz. Çünkü o anki görevi, sizi ağın içine çekene kadar dünyanın en tatlı insanı rolünü oynamaktır.
Ancak sahne ışıkları yavaşça kararıp o büyüleyici illüzyon bittiğinde, sis perdesi aralanır. Birden kendinizi onun yarım bıraktığı sorumlulukları taşırken, onun yapmadığı işler için bahaneler uydururken bulursunuz.
En kötüsü de nedir biliyor musunuz?
İçinizde sürekli büyüyen o “suçluluk” duygusu. Eğer ilişkinizde şu üç cümleyi bir fon müziği gibi sık sık........
