menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kölelik, çağlar boyu insanlığın ayıbı oldu, bugün de devam ediyor; bizde de…

19 0
10.05.2026

Gözümüzün önünde duran ama fark etmediğimiz, anlamlandıramadığımız şeyler için kullanılan İngilizce bir deyim var: “Hidden in plain sight.” Casusluk filmlerinde, polisiye dizilerde, psikoloji, sosyoloji metinlerinde sıkça kullanılır. “Göz önünde saklanmış” diye çevirebileceğimiz, apaçık ortada durduğu halde gözden kaçırdığımız şeyler için kullanılan bir deyim bu.

İngiltere’de geçen hafta yayınlanan “Modern Kölelik” raporu, bana bu deyimi hatırlattı. Bugün sokaktan geçen insanlara “çağımızda kölelik var mı” diye sorsak, herhalde yüzde 95’i “hayır” diye cevap verir. Geri kalan yüzde beşin bir kısmı belki kapitalizmin çalışma koşullarının insanları “köle gibi” çalışmaya zorladığını söyleyecek, belki birkaçı da bazı ülkelerde insanların birtakım işlerde zorla çalıştırıldığını okumuş olduklarını hatırlayacaktır. 

Geçen hafta yayınlanan “Modern Kölelik” raporu, 21. yüzyılda, “gibi” olmayan, her yönüyle gerçek anlamda köleliğin hala var olduğunu, artarak sürdüğünü, dünyada zorlaşan yaşam koşullarının, savaşların, iç savaşların, küresel ısınmanın, göçlerin, gelişen teknolojinin, internet ortamının, yapay zekanın modern köleliğin sürdürülmesine ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunduğunu söyleyen ilk rapor değil. Görünüşe göre son rapor da olmayacak.

 

Gözümüzün önünde süren sömürü

İngiltere 10 yıl önce, her türden zorla çalıştırma ve sömürü ile mücadele için “Modern Kölelik Yasası”nı kabul etmiş. Pek çok özel ve resmi kuruluş bu yasa desteğinde sahaya çıkmış. Acil destek ve ihbar hatları kurulmuş. Zorla çalıştırmaya maruz kalan binlerce kişi, “efendilerinin” elinden kurtarılmış, bu kişilerin yeniden bir hayat kurmalarına yardım edilmiş. 

Geçen hafta yayınlanan rapor da bu yasa çerçevesinde kurulan, “Kölelikle Mücadele Bağımsız Komiserliği”nin (Independent Anti-Slavery Comissioner) bir çalışması. Raporun temel bulguları şunlar: 

Modern kölelik azalmadı, aksine daha da yaygınlaştı. Küresel gelişmelere uyum gösteriyor. Günlük yaşamın dokusuna, meşru sistemlerin içine yerleşiyor. Küresel çatışmalar, insanların yerlerinden edilmesi, ekonomik istikrarsızlık, yoksulluk, kurumsal yapıların zayıflaması ve bütün bu faktörlerin zorladığı göç, sömürüye maruz kalan bireylerin sayısını artıracak ve aynı zamanda yeni sömürü fırsatları yaratacak. 

Yapay zeka, dijital platformlar, kripto para birimleri ve şifreli iletişim, insan tacirlerinin kurbanları daha geniş ölçekte, daha hızlı, daha anonim ve daha sofistike bir şekilde ayartmasına, kendine bağlamasına, kontrol etmesine ve bunlardan kâr etmesine olanak tanıyor. Bu gelişmeler, yapay zeka destekli dolandırıcılık, çevrimiçi cinsel sömürü ve dijital ortamda gerçekleşen zorlama dahil olmak üzere yeni ve giderek daha gizli hale gelen sömürü biçimleri yaratırken, aynı zamanda suçluların bu alana girişinin önündeki engelleri de azaltıyor.

“Günlük yaşamın dokusuna, meşru sistemlerin içine yerleşmek” gibi ifadeler biraz şifreli konuşmaları andırıyor olabilir. Aşağıda modern köleliğin tarifini yaptığımızda bu şifreler açıklık kazanacak. Günlük yaşam içinde bize “normal” gelen bazı sosyal ilişkilerin de modern kölelik kapsamına girdiğini göreceğiz. Şimdilik, duyulan endişenin derinliğini raporun şu ifadeleriyle anlamaya çalışalım: “Ülke içinde, ekonomik baskılar riskin yapısını değiştiriyor. Modern kölelik artık ağırlıklı olarak yurt dışından gelen (kaçırılan) insanları etkileyen bir suç değil. Modern köleliğin kurbanları arasında en yüksek oranı artık İngiltere vatandaşları oluşturuyor. Artan yaşam maliyetleri, borçlar ve güvencesiz iş koşulları, sömürünün, milyonlarca insanın ihtiyacını karşılayan çeşitli sektörlerde günlük yaşamın bir parçası haline gelmesine zemin hazırlıyor.”  

Bu uyarı ve şu çarpıcı cümleler, bu konuda bir nebze hassasiyetimiz varsa, ülke olarak bizim de şapkamızı önümüze koyup düşünmemizi gerektiriyor: “Pek çok insan modern köleliği hâlâ başka yerlerde, başkalarının başına gelen bir şey olarak görüyor. Bu yanlış algı, sömürünün herkesin gözü önünde devam etmesine yol açıyor. Kamuoyunda yaygın bir farkındalık oluşmazsa, en katı yasalar bile gerçek hayatta bir etki yaratmakta zorlanacak.”

Sık sık hatırlattığım, hatırlatacağım için kusura bakmayın. Yukarıda sözü edilen sömürü, kapitalist sömürü değil. 21. yüzyılda sürmekte olan kölecilikten söz ediyoruz.  Bu yazıyı okurken, “biz de köle gibi çalışıyoruz” diye düşünmekten bir an için vaz geçin…

Gelişmiş-geri kalmış, doğu-batı, kuzey-güney bütün dünyayı sarmış bir olay

Kolayca akla gelebileceği gibi modern köleliğin en yaygın olduğu yerler Afrika, Latin Amerika, Asya ve Ortadoğu… Uyuşturucu işi, suç örgütlerinin emrinde çalışma, fahişelik ve çocuk işçilik dışında modern kölelik, madencilik, inşaat, tarım, atık işleme, temizlik, ev hizmetleri, elektronik, tekstil, pamuk toplama ve işleme, silah-mühimmat üretimi ile paralı askerlik gibi “sektörlerde,” bazen devlet eliyle daha çok özel sektör marifeti olarak, artarak sürdürülüyor. Bu coğrafyalarda denetim ve takipten pek söz etmek mümkün değil. Kullanılan işgücü karşılığında belirli miktarlarda ödeme yapılması bir ölçü değil. Ölçü, içine düşülen esaretten kurtulamama… 

Ortadoğu’da bir “kefalet sistemi” (Kafala) var örneğin… 2022 Dünya Kupası için Katar’daki inşaatlarda yabancı işçi çalıştırılması sırasında tüm dünyanın vakıf olduğu bir mesele haline gelmişti. Bu yüzden Dünya Kupası’nın boykot edilmesini önerenler oldu. 

Kefalet sisteminde işçilere bir işveren kefil, teknik tabiriyle “sponsor” olur. İşçinin çalışma ve ikamet izni bu sponsora bağlıdır. İşçi, işverenin izni olmadan ülkeyi terk edemez, iş değiştiremez. Yaygın olarak işverenler, işçilerin pasaportlarına el koyarak onların kaçmasını veya yasal yollara başvurmasını engellerler. Böylece, düşük ücret, uzun çalışma saatleri, sağlıksız koşullar ve fiziksel/psikolojik şiddet inşaatın tahta perdeleri ya da işyerinin duvarları arkasında rahatlıkla uygulanabilir. 

Uzaktan, sesli veya görüntülü konuşmalarla yapılan dolandırıcılıklarda, basbayağı, zorla kaçırılan veya kandırılan “köle işçiler” kullanıldığına bu köşede daha önce değinmiştik.........

© 10 Haber