Sanki hâlâ o meşhur koltuğunda oturuyor
Öldüğüne hâlâ inanamıyorum.
Sanki hâlâ Teşvikiye’deki evinde…
Arka odada…
O meşhur berjer koltuğunda oturuyor.
Fonda Rahmaninoff çalıyor.
Hoca, Posta’nın bulmacasını çözüyor.
Bitirmesine az kalmış.
Birkaç kelime eksik sadece.
Bulmacasını çözüyor.
Bir yandan da bugün dersten sonra gideceği daveti düşünüyor.
Yemeği…
Sergiyi…
Ya da oyunu…
Haldun Dormen, bir yerden gelir, bir yere giderdi.
Hep bir şeylere yetişirdi.
Ama her şeye de enerjisi yeterdi.
Dostlarıyla uzun sohbetler yapmayı severdi.
eğer Gül Sunal’la buluşulacaksa, o yemek 7 saat sürerdi.
Göksel Kortay’la…
Suna Keskin’le…
Kokteyller içilirdi.
Yeni oyunlar konuşulurdu.
Hayaller kurulurdu.
Arada söz memleketin haline gelirdi.
Ama o iflah olmaz bir iyimserdi.
“Bugünler de geçecek şekerim!” derdi.
Şu an gözümün önünde…
Üzerinde lacivert röpteşambrı var.
Yanında Osman.
Osman haftayı anlatıyor:
“Hocam bu hafta program şöyle…
Röportajlar var…
Dormen Akademi’deki dersler…
Mehmet Şef’le buluşma…
Torun Can’a gidilecek.
İki gün de öğle yemeğine misafirimiz var…”
Ayşe Arman’la, bitmiş bulmaca…
O hep doluydu.
Yaşlanmaya vakti yoktu.
Yorulmaya hiç!
Kendi deyimiyle “lök gibi oturmak”tan nefret ederdi.
Hep üretmek isterdi.
Zihni mşegul olsun isterdi.
Hep bir amaç.
Hep bir hedef.
Hep dolu dolu bir hayat.
Şaka gibi ama 97 yaşında…
18 şarkı…
70 oyuncu, dansçı ve orkestra üyesi…
120 kostüm…
2 devasa dekor…
200’den fazla aksesuarla…
Yıllar önce yazıp yönettiği en sevilen müzikalini, Hisseli........
