Londra’daki Uzun Kuyrukların Sırrını Hafız Mustafa 1864’ün Sahibi Avni Ongurlar Anlattı
Bir tatlıcı…
Sadece baklava mı satar?
Yoksa bir ülkenin ahlakını, aile terbiyesini ve ticaret felsefesini de mi taşır?
Londra’nın kalbinde, Harrods’un hemen karşısında uzayan kuyruklar bu sorunun cevabını veriyor.
Bu kuyruklar yalnızca şerbetli tatlılara değil; ilkelerine sadık bir aile hikâyesine uzanıyor.
Adı tanıdık: Hafız Mustafa 1864.
Ama Londra’daki varlığı, alıştığımız “yurtdışına açılan Türk markası” anlatılarının çok ötesinde.
Bu hikâyenin merkezinde bir baba var.
Avni Ongurlar.
On yaşında, dayısının yanında tezgâhın arkasına geçmiş bir çocuk.
İlk öğrendiği şey tatlı yapmak değil.
Cam silmek.
Yanlış duymadınız.
Ama öyle sıradan bir silme değil.
“Cam parlayacak,” dermiş dayısı.
“İnsanlar cam olduğunu fark etmeyecek.”
Defalarca sildirirmiş.
Çünkü vitrinin temizliği, içeridekine duyulan saygının aynasıymış. Dayısı öyle öğretmiş .
Avni Bey iş yapmayı işte böyle öğrenmiş.
Sabah beşte dükkânı açan, gece en son kapatan kişi olarak.
Bugün de değişen bir şey yok.
Londra’daki mağazada da aynı disiplin, aynı dikkat, aynı tevazu.
Londra’daki buluşmamızda aynı karedeydik: Avni Bey, oğlu Eren Ongurlar ve üçüncü kuşak torunu Timur.
Bu tesadüf değil.
Bu bir sistem.
Avni Bey, kendi çocuklarını da beş yaşında tezgâhla tanıştırmış. “Hayatı erken öğrensinler,” demiş.
Sorumluluğu, emeği, sabrı…
Bugün modern aile şirketlerinde nadir görülen bir şey var burada:
Herkes babayı dinliyor.
Ego yok.
Acele yok.
“Söz bende” yarışı yok.
Bu yüzden Hafız Mustafa yalnızca büyümüyor; sağlamlaşıyor.
Bu hikâyenin özellikle altını çizmek gerekiyor.
Hafız Mustafa, hiçbir devlet teşviği, fon ya da kurumsal destek almadan Londra’ya geldi.
Tek sermayesi: itibar.
Londra’daki işletmenin ev sahibi Yunanlı. Hafız Mustafa’nın mağazayı kiralamak istediğini duyduğunda tereddüt etmeden........
