Arnavutluk’ta Halk Trump’a karşı ayakta
Arnavutluk’ta Halk Trump’a karşı ayakta
Başbakan Edi Rama ilk etapta "endişelenecek bir şey yok, proje henüz onaylanmadı" diyerek mesafeli bir tutum sergiledi. Ancak protestolar dinmeyince tonu sertleşti ve çevresel kaygıları önemsizleştirerek projeyle ilerlemeye devam edeceklerini açıkça ilan etti. ABD’den ise herhangi bir resmi açıklama gelmedi.
Yaklaşık 1 haftadır Arnavutluk’un başkenti Tiran sokaklarında binlerce insan “Arnavutluk satılık değil” sloganları ile yürüyor. Karşılarında ise yalnızca bir inşaat projesi yok, bizzat emperyalizmin kendisi var. Arnavutluk kıyılarının tapusunu bizzat Trump’ın kızı ve damadı teslim almaya çalışıyor.
Bu direnişi anlamak için bugünden geriye, Arnavutluk kıyılarının halkın mülkü haline geldiği döneme, Arnavutluk Emek Partisi’nin kuruluşuna ve sosyalist inşanın somut kazanımlarına bakmak gerekiyor. Çünkü sokaktaki öfkenin kökleri, yalnızca bir tatil köyüne karşı çıkışla açıklanamaz. Bu öfke, onlarca yılın birikimi olan bir bilincin ifadesidir.
Kıyılar Halkın Malı Olduğunda
Arnavutluk, 1944’te Enver Hoca önderliğindeki partizan hareketin zaferiyle sosyalist bir cumhuriyet olarak yeniden kuruldu. Sosyalist iktidarın ilk yıllarında gerçekleştirilen kapsamlı toprak reformu, feodal mülkiyet ilişkilerini kökten tasfiye etti. Büyük toprak sahiplerinin ve yabancı şirketlerin elindeki araziler kamulaştırıldı; üretim araçları, kıyı şeritleri ve doğal kaynaklar devlet mülkiyetine alındı. 1976 Anayasası bu kazanımları anayasal güvence altına aldı. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet kesinlikle yasaklandı, yabancı sermayenin ülkeye girişi engellendi.
Arnavutluk kıyıları bu dönemde hiçbir spekülatörün, hiçbir lüks resort şirketinin ulaşamayacağı bir kamusal alan olarak kaldı. Adriyatik ve İyon kıyılarındaki yaklaşık 450 kilometrelik şerit işçilere, köylülere yani tüm halka açık ortak bir kamusal alan niteliği taşıyordu. Bu sosyalist mülkiyet anlayışının doğrudan bir yansımasıydı. Doğal kaynaklar satılamaz ve halkın kullanımına yasaklanamaz.
1985’te Enver Hoca’nın ölümünün ardından ülkenin yönetimine geçen Ramiz Alia, değişen uluslararası dengeleri ve Doğu Avrupa’daki çözülmeyi görerek Batı ile ilişkileri normalleştirme yolunu seçti. Arnavutluk Emek Partisi, 1991’de kendini feshederek Arnavutluk Sosyalist Partisi adıyla yeniden örgütlendi.........
