menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasi Partilerde Delegelik Sistemi Kaldırılmalı

21 0
19.05.2026

Siyasi Partilerde Delegelik Sistemi Kaldırılmalı

Siyasi partilerde üyelik, çalışmalara katılan, aidat ödeyen, iradesi doğrudan yönetime yansıyan gerçek ve aktif üyeliğe dönüştürülmelidir. Üyelerden alınarak dar delege ağlarına devredilen güç parti üyelerine geri verilmelidir. Türkiye, dijital teknolojilerin tüm imkânlarını kullanarak siyasi partileri kapalı güç ağlarının değil üyelerin yön verdiği canlı demokratik yapılara dönüştürmek zorundadır. (Foto: TBMM Genel Kurul/ Wikicommons)

Cumhuriyet savcılarının soruşturmalarına ve iddialarına göre devletimiz yolsuzluk kaynaklı büyük bir tehditle karşı karşıya olmalı: Suç örgütleri siyasi partileri para ve hileyle  ele geçirebilir, parti teşkilatını yolsuzluk omurgasına dönüştürerek yolsuzluğu kurumlaştırabilir, yolsuzluğu devlet idaresine yayabilirmiş.

Gerçekten de bugünlerde Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik soruşturmalarda Ekrem İmamoğlu’nun etrafında örgütlenen CHP’li belediye başkanlarının yolsuzlukla illegal fonlar elde ettikleri; butlan ve delegelere rüşvet davasında ise bu fonların kurultayda Özgür Özel’e oy vermeleri için delegelere rüşvet verildiği, CHP’nin bu şekilde hile ile ele geçirildiği iddia ediliyor. 2013 yılında 17-25 Aralık tarihli soruşturmalarda ise iktidar partisinin yolsuzluğu adeta kurumlaştırdığı iddia edilmekteydi.

Kanıtlanabilirliği bir yana, bu iddiaların kendisi “suç örgütlerinin siyasi partileri ve hatta devleti ele geçirmelerine” imkân verdiğinden ciddi olarak endişe edilen bu durumun siyasi partilerin en kritik fakat en zayıf teşkilat halkası delegelik sisteminden  kaynaklandığını ortaya koymaktadır.

Çağdışı Delegelik Sistemi

Delegelik sisteminin temeli, bundan bir asır önce, ulaşım ve iletişim imkanlarının kısıtlı olduğu yıllarda lojistik pratiklik, yerel temsili güçlendirmek ve karar alma verimliliği sağlamak amacıyla atıldı. 1925 tarihli 655 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu ile mesleklerin örgütlenmesinde temeli atılan delegelik sistemi, 61 sene önce 1965’te kabul edilen 648 sayılı ilk Siyasi Partiler Kanunu ile siyasi partilerde de kabul edildi ve sürdürülmekte.

Asırlık delegelik sistemi, günümüzde sadece siyasi partilerde değil ticaret ve sanayi odaları, borsalar ile barolar dahil kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında genel bir teşkilatlanma ve yönetim ilkesi olarak uygulanmaktadır. Bugün siyasi partilerde ilçe, il ve kongre delegeliği olarak üç seviyeli, meslek kuruluşları ve odaların birliklerindeki tek seviyelidir.

Delegelik kuralları merkez yönetimlerde üyelerin adil temsilini bozma pahasına, siyasi partilerin ve meslek kuruluşlarının kolay kontrol edilmesini sağlayacak şekilde düzenlenmiştir.

İki Taraflı ve Önlenemez Suistimaller

Düzenlemelerde delegenin işini gücünü bırakarak ilçe kongresine, il kongresine ve daha sonra da Ankara’da yapılacak büyük kongreye katılmak için katlanacağı iş kaybı, seyahat ve konaklama ve iaşe giderlerinin karşılığının nasıl edineceği tanımlanmaz; bunlar karşılığında edineceği menfaatin ne olduğu, neyin meşru, neyin gayrimeşru olduğu açıkça gösterilmez.

Delegelerin kongrelere katılarak üyeleri temsil etmeleri karşılığında makul bir menfaat elde etmeleri meşrudur. Menfaat elde etmek değil, elde edilen menfaatin meşru olmaması sorunludur. Çağdaş bir siyasi etik yasası ile yolsuzluğu önleme sistemi olmayan ülkemizde delegelerin hangi menfaatleri elde edeceği belirli olmadığı gibi meşru ile gayri-meşru menfaat olanı arasındaki sınır belirsizdir. Siyaset kültürümüz ise elde edilebilecek olan her menfaati meşru ya da mubah görür. Ceza yasalarındaki rüşvet ve irtikap gibi yolsuzluk hükümlerinin delegelere uygulanabilirliği oldukça sorunludur.

Öte yandan gizli oylamada etkilendiğini ispat etmek fiilen imkânsız olduğu için delegelerin oylarını satmalarını; yolsuzluk, ahbap – çavuş ilişkileri, baskı ve “delege avcılığı” gibi sebeplerle oylarının etkilenmesini önlemek fiilen imkansızdır.

Bu sebeplerle, çağdışı delegelik sistemi kolayca suistimal edilir olmuştur.

Simbiyotik Bağlılık, Yolsuzluk, İllegal Finansman

Türkiye’de siyasi partilerin genel merkezleri, yerel yönetimleri ve delegeleri arasında çoğu zaman karşılıklı menfaate dayalı simbiyotik ilişkiler oluşmaktadır. Delegelerin aday belirleme ve kongre süreçlerindeki etkisi ile genel merkezlerin siyasi kariyerler, yeniden adaylık ve parti imkânları üzerindeki belirleyici gücü, taraflar arasında güçlü bir bağımlılık ilişkisi üretmektedir. Bu durum zamanla yalnızca bireysel çıkar ilişkileriyle sınırlı kalmamakta; siyasi partilerin örgütlenme biçimine nüfuz eden yapısal bir sadakat ve finansman mekanizmasına dönüşebilmektedir.

Akademik çalışmalar, bu yapının özellikle belediyelerin imar yetkileri üzerinden yeniden üretildiğini göstermektedir. İmar planı değişiklikleri, emsal artışları ve kentsel........

© yetkinreport.com