menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP Krizi mi, Demokratik Vatandaşlığın Yeniden Doğuşu mu?

4 0
yesterday

CHP Krizi mi, Demokratik Vatandaşlığın Yeniden Doğuşu mu?

İlk kez geniş bir toplumsal kesim, liderlerden bağımsız biçimde “siyasi irade bize aittir” duygusuyla hareket ediyor. Bu, Türkiye siyasetinde küçümsenmeyecek kadar önemli bir değişimdir.

Cumhuriyet Halk Partisi etrafında yaşanan kriz ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu çevresinde şekillenen yeniden kontrol arayışı, parti içinde ciddi bir kırılmaya yol açtı.

Özellikle yerel seçim zaferinin ardından ortaya çıkan toplumsal enerji düşünüldüğünde, bu girişim birçok CHP seçmeninde hayal kırıklığı ve öfke yarattı. Çünkü seçmen, yıllar sonra ilk kez CHP’nin yalnızca “iktidarı eleştiren” bir yapı değil, gerçekten iktidar alternatifi olabileceğine inanmaya başlamıştı.

Fakat bugün yaşananların asıl önemi başka bir yerde yatıyor.

Çünkü mesele artık yalnızca kimin genel başkan olacağı değildir. Mesele, Türkiye’de demokratik siyasetin gerçekten taban tarafından sahiplenilip sahiplenilmeyeceğidir. CHP tabanı bugün tam da bunu yapıyor.

Belki de bu yazının gerçek başlığı şöyle olmalıydı: “CHP Tabanı, Demokrasi Nasıl Savunulur 101 Dersi Veriyor.”

CHP Tabanı Neden Farklı Bir Refleks Gösteriyor?

Parti üyeleri, gençlik örgütleri, ilçe örgütleri, gönüllüler ve sıradan seçmenler süreci pasif biçimde izlemek yerine doğrudan müdahil oldular. Sosyal medya kampanyalarından yerel örgüt baskısına kadar birçok yöntemle “irademize sahip çıkıyoruz” mesajı verdiler.

Türkiye’de uzun yıllardır alışık olmadığımız bir demokratik refleks ortaya çıktı: Liderlere kayıtsız şartsız biat etmeyen, parti elitlerine teslim olmayan ve kendi siyasi iradesini savunan bir taban refleksi.

Aslında gerçek demokratik kültür tam da burada başlar.

Demokrasi yalnızca sandık değildir. Demokrasi, seçmenin seçimden sonra da siyasetin öznesi olmaya devam etmesidir. Parti üyelerinin yalnızca alkışlayan kalabalıklar değil, hesap soran aktörler hâline gelmesidir.

Türkiye’de siyaset uzun yıllar boyunca lider merkezli yürüdü. Sağ partilerde de sol partilerde de liderler çoğu zaman kurumların önüne geçti. Taban ise büyük ölçüde edilgen kaldı. Bugün CHP’de yaşananlar ise bu geleneğin kırılabileceğini gösteriyor.

Belki de ilk kez geniş bir muhalif seçmen kitlesi “parti benimdir” duygusuyla hareket ediyor. Bu son derece önemli bir zihinsel dönüşüm. Çünkü demokratikleşme yalnızca iktidarın........

© yetkinreport.com