KUMSALLARDAN SONRA SIRA KALEDE:
KUMSALLARDAN SONRA SIRA KALEDE: GİRESUN’UN SON DOĞAL SIĞINAĞI DARAĞACINA’MI GÖTÜRÜLÜYOR?
Giresun şehri, tarih boyunca sırtını dayadığı o tarihi kalesi ve önünde uzanan mavi deniz sonsuzluğuyla Karadeniz’in en özgün karakterli kentlerinden biri olma özelliğini korudu. Ancak son yıllarda kent hafızasında ve organizmasında derin yaralar açan müdahaleler, ne yazık ki toplumun suskunluğu ve karar vericilerin teknik vizyondan ve bilgiden uzak yaklaşımlarıyla birleşince geri dönülemez bir yıkım sürecine girdi. Şehrin en büyük doğal ve kamusal değeri ve sit alanı olan Giresun Kalesi’ne yapılması planlanan teleferik projesi, bu yıkımın son halkası olmaya aday gibi görünüyor. En acı olanı ise, "Giresun’a teleferik gerçekten gerekli mi?" sorusunun hiçbir demokratik platformda sivil toplum kuruluşlarıyla bilimsel bir temelde tartışılmamış olmasıdır. Bir kısım karar vericiler tarafından konu, alternatifi olmayan "olmazsa olmaz" dayatmasıyla, adeta kentin yegane kurtuluş reçetesi gibi sunulmaktadır. Oysa bir kentin tarihsel dokusuna ve geleceğine dair bu denli büyük bir müdahale, "ben yaptım oldu" mantığıyla değil, konunun uzmanı mimarların, şehir plancılarının, tarihçilerinin, peyzaj mimarlarının, sosyologların vs. ve hiş kuşkusuz o kentin gerçek sahiplerinin süzgecinden geçirilerek tartışılmalıdır.
Biz bugün, kentin siluetini devasa çelik direkler ve mekanik halatlarla kesmeye hazırlanırken aslında kentsel belleğin ve peyzaj bütünlüğünün vahşice bir istilasına kapı aralıyoruz. Gemiler çekeğinden kaleye uzanacak o hat, binlerce yıllık doğal dikey hattı yapay bir çizgiyle bölüp parçalayarak "yerin ruhunu"........
