menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Otomobil, Mülkiyet ve Kooperatif

10 0
24.03.2026

Yaklaşık 90 milyonluk nüfusa sahip ülkemizde 30 milyonu aşkın araç bulunmaktadır. Neredeyse her üç kişiden birinde, her bir ailede en az bir araç var. Oransal olarak Avrupa ülkelerindeki araç sayısını yakalayamamış olmamıza karşın hatırı sayılır ölçüde araç varlığımız bulunmaktadır. Var ama araçların bakım, onarım, akaryakıt, işletme, vergi, sigorta, yol ve köprü geçiş ücretleri, amortisman, yıkama ve temizlik maliyetleri sahiplerini yoruyor. Aslında dar gelirli olup araç sahibi olamayanların, üst gelir kesimlerine dâhil olanların bu tür giderlerden etkilendiğini söyleyemeyiz. Her iki kesimin de umurunda değildir. Buna karşılık orta gelir grubuna sahip insanların gelirine göre çok yüksek oranlarda aylık, yıllık maliyet ortaya çıkmaktadır. Yani, araç sahipliğinin ve kullanımının sınıfsal özünü göz ardı edemeyiz. Ülkemizdeki gelir dağılımı bozukluğunun araç sahipliğine ve kullanımına nasıl bir olumsuz etki yaptığı, ortadadır. Orta sınıfın mensupları, araç sahipliğinden kaynaklanan yüksek miktarlı ve oranlı giderlerine karşı bireysel çözümler ürettiğini biliyoruz: En köklü olanı, aracı satmaktadır. Satmayanlar, akaryakıt giderini azaltmak için az kullanmayı yeğlemektedir. Gelir darlığına bağlı olarak zorunlu olanı dışındaki sigorta poliçesini yenilemeden vazgeçilmesidir. Araç, sahibi tarafından yıkanması yoluyla temizleme giderini azaltmak veya kurtulmaktır. Aklımıza gelen veya gelmeyen birçok tasarruf yöntemi, sahipleri tarafından uygulanmaktadır. Öte yandan aracını satmayıp tasarruflu gider yapanların birçoğu bisiklet, motosiklet gibi ekonomik araçları kullanmaya başladığını biliyoruz, görüyoruz. Bisiklet, motosiklet ve benzeri araç kullanıcılarının sayısında önemli bir artış vardır. Bu araçları kullanamayanların bir kısmının da dolmuş, otobüs ve taksi kullanarak çözüm üretmeye çalıştığını anlıyoruz. Ama bütün bu çözümlerin bireysel olduğu ortadadır. Başka bir çözüm yolu yok mudur? *** Yaşadığımız yıllar boyunca insanların yükselen bir eğimle bireyci kurtuluş yolunu yeğlediğini gözlemledik. Bencillik davranışlarında sürekli bir biçimde artış yaşanmaktadır. Mülkiyet sahibi olma isteğinde de yoğunlaşma hissedilmektedir. Eskiden “Bir lokma, bir hırka” diyenler, bugün “Ver Allahım ver” deyip hiçbir şeyle yetinmemektedir. Bir evi, olan ikincisini, üçüncüsünü, yazlığını, kışlığını istemektedir. Şehirde, köyde ve yaylada olmak üzere büyük küçük her bir yerleşimde ayrı ayrı konut sahibi olmanın peşine düşmektedir. Eskiden insanların başını yağmurdan kardan koruyacak bir damı oldu mu, başka bir şey istemezdi. Araç derseniz, o da aynı. Eskiden mahalledeki bir komşuda radyo veya televizyon olunca herkes, oradan izler veya dinlerdi. Şimdi evlerde, her bir odada ayrı televizyon var. İstemenin ve hırsın sonu yok. Ancak, ihtiyaçtan fazla olan şeyler, varsıllığı göstermez. Olsa olsa şımarıklığı gösterir. *** Hangi ekonomik sistem içinde olursa olsun, kooperatif şirketler bir araçtır. Önemli olan aracın amaca uygun olması ve doğru bir biçimde işletilip kullanılmasıdır. Kooperatifler, dayanışma, işbirliği, güç birliği kuruluşlarıdır. Sermayenin büyüklüğünden çok insanı önceler. Toplumsal refahın artması için kullanılan bir örgütlenme biçimidir. Akla gelen ve gelmeyen birçok alanda kooperatif örgütler kullanılabilir. Bu bağlamda amaca yönelik yeni bir tür önerisinde bulunalım: *** Gerek ekonomik sıkıntılardan dolayı, gerekse ihtiyaç olmadığından dolayı kullanılmayan süreye bakıldığında çoğu kişinin aracını kullandığı saat sınırlıdır. Birçok kişinin her gün aracını kullanmadığını, kullanamadığını biliyoruz. Bir ay içinde 5-10 saati geçmeyen kullanımlar çoğunluktadır. Bir günde bir saat kullanılan aracın, yirmi üç saat boşta kaldığına dikkati çekerim. Bir günde 7-8 saat kullanılan aracın 16-17 saat boşta kaldığını fark edelim. Ortalama niteliklere sahip bir aracın 2-3 milyon lira ederinin olduğunu biliyoruz. Krediyle alındığında finans sektörüne çok ciddi miktarlarda faiz ödendiği de ortadadır. Otomobil firmalarına, bayilerine, üreticilerine yüklü meblağlarda bedel öderken bankacılık sektöründe de büyük oranlarda ve meblağda faiz ödemekteyiz. Araç sahiplerinin ne otomobil üreticilerine, ne de bankalara karşı direnme, itiraz etme, savunma yapma hakkı, bilgisi ve becerisi vardır. Savunmak ve direnmek için aykırı düşünmeyi, örgütlü olmayı beynimize yerleştirmeliyiz. Ilımlısından köktencisine kadar siyaset yelpazesinin neresinde yer alınırsa alınsın, sömürüden kurtulmanın çözümünü üretmek mümkündür. Herhangi bir çözüm yolunun kolayca uygulanabileceğini düşünmek de saflıktan öteye geçmez. Hangi ekonomik sistem içinde olursa olsun farklı çözüm önerileri ileri sürülebilir. Sosyalist sistem içinde de tezler ileri sürülebilir. Ama kapitalist sistem uygulaması içinde de aykırı düşünmek olanaklıdır. Bu noktada nasıl olabilir, nasıl olacak, diye sorabilirsiniz. Önerimiz, aykırı olan hiçbir şeyin kolay olamayacağını vurgulayarak oto kiralama amaçlı bir kooperatifinin uygulamaya konulmasıdır. Adının ve türünün önemi yoktur. Mutlaka, uygun tür oluşturulabilir. İnsanlar, mülkiyet aşkından vazgeçerek, yani araçlarını satarak, kooperatife sermaye olarak koymalıdır. İhtiyaç duymaları durumunda ortağı olduğu kooperatiften saatlik, günlük, aylık kiralama yapabilir. Kooperatifin mülkiyetindeki araçların, verimli kullanımı sağlanır. Oto kiralama şirketlerinin kullanmakta olduğu birçok vergisel avantajlardan yararlanılabilir. Sermayenin aşırı sömürüsünden kurtulmanın yolu çare üretmektir. Kiralama kooperatifi aracıyla az kaynakla verimli biçimde araç kullanmak mümkündür. Bir aracın kullanım süresini artırdığımızda, milyonlarca lira ödeyerek, faiz yükünü çekerek evimizin önünde atıl biçimde boş duran aracımız için başkalarını zenginleştirmekten kurtulabiliriz. Ne dersiniz?


© Yeşilgiresun