Konut ve Finans Şirketleri
Ülkemizde gerek sayı, gerekse metraj büyüklüğü açısından yeterli ölçüde konut varlığına sahip olduğumuzu düşünüyorum. Sığınmacı, göçmen ve benzeri adlarla ülkemize gelmiş olanların geri gönderilmeleri durumunda konut fazlalığı, dikkat çekecek ölçüde açığa çıkacaktır. Deniz kıyılarında konumlanan ve aylarca boş yatan konutları da düşündüğümüzde fazlalığın daha yüksek olduğu kesindir. Bir başka boyutu da gereksinimi karşılayacak konutlar yerine hem satın alma maliyeti, hem de işletme giderleri yüksek olan büyük metrajlı konutlar üretilerek konut ihtiyacına ve sorununa darbe vurulmaktadır. Büyük konut yapımı, yüksek rant sağlamak isteyen sistemin tercihidir. İşin içinde değişik ölçekte sermaye büyüklüğüne sahip müteahhitler, yapsatçılar, belediye başkan ve meclis üyeleri ile birlikte arsa sahipleri bulunmaktadır. Hatta bu fotoğrafa konut yapımı için üretim yapan beton satıcılarını ve benzeri malzeme üreticilerini de eklemeliyiz. Büyük konutlar üretilerek kâr marjlarını artırmayı amaçlayan müteahhitlerin tercihlerinin yanında arsa sahipleri de daha fazla sayıda konut alma adına müteahhitlere destek vermekte ve belediye nezdinde girişimlerde bulunmaktadır. İlgili tüm kesimlerin işbirliği içinde büyük metrajlı konutlar satışa sunulmaktadır. Bu tercihlerin bir de mobilyacı ayağı vardır. Alan büyüdükçe satılacak mobilya sayısı da artmaktadır. Mobilyacılar da büyük metrajlı konutların üretimini teşvik etmektedir. Bütün bu tercihler, üst gelir gruplarına hizmet ederken dar gelirlilerin konut sahibi olmasını engellemektedir.Yine aynı biçimde deniz kenarları, bir ilâ üç ay arasında kullanılan konutlarla doludur. Yine her birisi ihtiyacın üzerindeki büyüklüğe sahiptir. Neredeyse her biri dokuz ay civarında boştur ve atıl bir vaziyette durmaktadır. Ekonomiye katkısı olmadığı gibi sosyal bir hizmete de fayda sağlamamaktadır. Bunlarında ötesinde konut malikinin yüksek meblağlı bakım ve işletme gideri ödemesine neden olmaktadır. Turizm ekonomisine kazandırılmayan bu tür yatırımlar ülke ekonomisi açısından büyük bir israfın göstergesidir. Yıllar boyu, üretime katkı sağlayabilecek kaynaklar ikinci, üçüncü konutların yapımına harcanmıştır. Bugün hiçbir ekonomik ve sosyal bir etkinliğin parçası olamadan eskimeye başlamıştır. ***Diğer taraftan konut yapı kooperatifleri aracılığıyla konut üretimi, neredeyse durmuştur. Kooperatif yerine dar gelirlilere yönelik ve değişik marka isimleriyle faaliyet gösteren ilk önce birikim yaptırıp, sonra da konut almasını sağlayabilecek olduğu ileri sürülen finans sistemleri devreye konulmuştur. Sistemin konut sorununu çözmesi mümkün değildir. Büyük konut üretenlere eklemlenmiş bir sistemdir. Ayrıca, birikim yapanların çok ciddi miktarlarda ve oranlarda finans şirketlerine pay ödediği açıktır. Bekleme süresinin riskleri de çok yüksektir. Aylık birikimlerine karşın yüksek enflasyon nedeniyle ödeme süresi bittiğinde konut alınamaz bir meblağın ele geçmesi de söz konusudur. Öncesine göre birçok düzenleme yapılarak denetim altına alınma çabası görülmekle birlikte insanların kandırılmasının önlenmesi mümkün değildir. İnsanlar bu tür uygulamalara neden mahkûm olmuştur? Birçok neden sayabiliriz. Sistemin konut sorununu çözme gibi bir çabasının olmadığı ortadadır. Ama konut yapı kooperatiflerindeki insan ve nitelik sorunu da konut alıcılarını, bu finans şirketlerine itmiştir. ***Durum, umutsuz mudur? Kestirmeden söylemek gerekirse, cevap “Hayırdır” O zaman, “Ne yapmalıyız?” sorusu sorulmalıdır. Hangi partiden olursa olsun hiçbir biçimde rantiye olmayı hedeflemeyen, rantiyecilerle işbirliği yapmayacak belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri seçmeliyiz. Bu tercih, bir yerel yönetim seçimi için değil, sürekli olmalıdır. Bütüncül planlama yerine aşama aşama planlama yaparak müteahhitlere ve arsa sahiplerine kazanç sağlamayı hedeflemeyen yerel yöneticileri iş başına getirmeliyiz. Kiralık konut yapımını önceleyen başkanlara ve meclis üyelerine destek ve oy vermeliyiz. Kısacası, seçileceklerin öncelikle ahlaklı, dürüst olmasını, halkçı ve devrimci niteliklere sahip olmasını öncelemeliyiz. Finans şirketlerine büyük paylar vermek yerine birkaç kişinin bir araya gelerek sırasıyla her birine konut alma yolu izlenmelidir. Bunun hiçte kolay olmadığını biliyorum. İş, sonunda insan kalitesine gelip dayanıyor. Birbirini kazıklamayacak, dürüst insanlara gereksinim vardır. Dürüst olmayan insanların varlığı, müteahhitlerin, arsa sahiplerinin, finans şirketlerinin sömürüsüne katlanmamıza neden oluyor. Deniz kenarlarındaki konutların, boş olduğu dönemlerde ekonomiye, sosyal yaşama kazandırılması ivedi olarak düşünülmelidir.
