Zaman kazanmak mı, riski yönetmek mi? Kılıçdaroğlu’nun bekleyişinin stratejisi
Türk siyaseti uzun zamandır rasyonel zeminlerden uzak, hukuki labirentlerin içinde yönünü bulmaya çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada ekonomi, hayat pahalılığı ve sokağın gerçek gündemi konuşulması gerekirken; kendimizi CHP binalarının önündeki polis barikatlarını, tüzük maddelerini ve mahkeme kararlarını tartışırken buluyoruz.
Ankara BAM’ın 21 Mayıs 2026’da verdiği karar, Kasım 2023 kurultayını hukuken geçersiz sayıp yetkileri yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiğinden beri herkesin dilinde tek bir soru var: “Seçime katılamama riski kapıdayken, Kılıçdaroğlu neden Temmuz’da acele bir kurultay yapmıyor?”
İlk bakışta bu bekleyiş riskli görünebilir. Ancak perde arkasındaki dengelere bakıldığında, Kılıçdaroğlu’nun bu süreyi rakiplerine karşı konumunu güçlendirmek için kullandığı anlaşılıyor.
Temmuz uyarısı ve siyasi restleşme
CHP’li Zeynel Emre, mahkeme kararları nedeniyle geçerli kurultayın 2020 olduğunu, parti tüzüğü ve yasaya göre en geç üç yılda bir kurultay yapılması gerektiğini ve bu sürenin altı yılı aşması halinde partinin seçimlere girememe riskiyle karşı karşıya kalınabileceğini; bu sürenin Temmuz 2026’da dolacağını ifade etti
Bu açıklama, “Değişimci” kanadın Kılıçdaroğlu’na yönelik en somut uyarısı oldu. Zira bu takvim işletildiğinde, kurultay yapılmaması durumunda CHP’nin seçimlere girme kabiliyeti tartışmalı hale geliyor.
Bu noktada Kılıçdaroğlu’nun, bu tehdidin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ve karşı tarafın bu süreci nereye kadar zorlayabileceğini gözlemlediği değerlendirilebilir.
Yasal uyarı mı, esnek bir süreç mi?
Zeynel Emre’nin “Temmuz 2026” vurgusu, CHP’deki krizin bir tüzük tartışmasından çıkıp daha geniş bir yönetim krizine dönüştüğünü gösteriyor. CHP Sözcüsü Müslim Sarı ise “CHP belirli bir tarihe kadar kurultayını yapamazsa seçime giremez argümanı doğru değildir” açıklamasını yaparak farklı bir hukuki yorumu dile getiriyor.
Bu durum, ortada kesin bir yasal felaket senaryosundan ziyade farklı yorumlara açık bir alan olduğunu gösteriyor.
Özgür Özel, mutlak butlan kararına karşı itiraz başvurusunu şahsı adına yaptı. Şöyle değerlendirme yapılabilir.
Yargıtay bozarsa: Temmuz meselesi büyük ölçüde ortadan kalkar.
Yargıtay onarsa ve Temmuz'a kadar yeni kurultay yapılmazsa: CHP açısından ciddi bir hukuki risk doğabilir.
Ancak bu riskin sonucu "ertesi gün seçimlere giremez" şeklinde otomatik bir sonuç değil; seçim yeterliliği, parti organlarının meşruiyeti ve kanuna uygunluk konusunda tartışma konusu........
