menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur kırılırsa devlet borcu da vergiler de ikiye katlayacak...

13 0
yesterday

Citigroup bombayı patlattı.

Yayınladıkları raporda,

"Türkiye’de bir faiz artışına ihtiyaç olabileceğini düşünüyoruz" dediler…

Bu beklentilerinin sebebi ise gayet tutarlı…

Yine Citigroup konuyla ilgili açıklaması aynen şöyle;

“Merkez Bankası TL nin enflasyon kadar değer kaybetmesine izin vermiyor; bu da “Lira”nın reel olarak aşırı değerli olmasını beraberinde getiriyor. Eğer faiz artmazsa kur kırılır”

Tabi büyük ihtimalle tam da Citi’nin dediği gibi olacak ve ekonomi yönetimi yine üretim, ihracat, turizm ve vatandaşı elinin tersiyle itip faize yüklenecek.

Sonuçta kendileri aşırı değerli liranın ihracat ve üretimi olumsuz etkilediğini düşünmüyor. Hatta neredeyse herkes “batıyoruz” diye aksini bağırsa da kendileri Kur meselesini bir rekabet engeli olarak görmüyor.

Dolayısıyla ekonomiyi batma noktasına getiren para ve faiz politikalarına tam gaz devam edip mümkün olduğunca kuru baskılamaya devam ediyorlar.

Bu arada bu bir tercih olmaktan çoktan çıktı.

Artık Kur tüm fiyat ve borç dengesini belirleyen ana unsur haline geldi.

Neredeyse tüm ekonomik kararların üst parametresinde artık Kur var.

Öyle ki faizden bütçeye, ithalattan üretime kadar her şeyi etkiliyor.

Bu yüzden kurdaki her hareket, zincirleme bir reaksiyon yaratıyor.

Kamu borcunda bile artık geçer akçe Kur meselesi.

Bakın 14,4 trilyon liraya gelmiş merkezi yönetim borç stokunun yüzde 52’si yani yarısından fazlası döviz cinsinden.

Anlayacağınız, Kur kırılırsa, devletin borcu da ikiye katlayacak.

Yani mesele artık sadece vatandaşın cebindeki para, üreticinin maliyeti yada ihracatçının rekabet gücü olmaktan çoktan çıktı.

Devlet bekasının ta kendisi haline geldi.

Meğer millete döviz alma diyen devlet, kendisini resmen döviz batağına sokmuş.

Bu yapı, ister istemez ekonomi yönetimini “ne verelim abime” pozisyonuna sokuyor.

Abilerde daha çok faiz yanında da bol bol taviz istiyor tabi.

Anladınız mı şimdi yıllardır niye “yapmayın etmeyin” diye bas bas bağırdığımıza.

Kur artık “politik tercih” değil, “politik taviz” haline geldi.

Şimdi de gelelim iki gün önce TCMB tahminini paylaşan ve “Aralık’a kadar indirim olmaz” diyen S&P’nin açıklamasına.

Onların piyasa ağzıyla söylediğini Türkçeye çevirirsek; “işin sonuna geldiniz, bu saatten sonra bu top çıkmaz. Ekonomiyi tam anlamıyla faiz bağımlısı yaptınız ve eğer faizi indirmeye kalkarsanız, kur’u patlatırsınız” diyorlar.

Kısaca sistem tam anlamıyla kilitlenmiş durumda:

Faiz düşerse kur patlayacak Faiz yüksek kalırsa firmalar patlayacak Kur serbest kalırsa hepsi patlayacak

Üç yıl önce uyarıp “yapmayın” dediğimizde bize atar gider yapan “Finans Monşerlerine” duyurulur.

Bu üçlü sıkışma, klasik ekonomi kitaplarında bile nadiren görülüyor.

Ama bizimkiler az zamanda çok iş yaparak “iş bilmezliğin kitabını” yazdılar.

Şimdi de kuyruğu dik tutup “işi idare ediyoruz” havası yaratmaya çalışıyorlar.

Bu arada algıda iyiden iyiye bozuluyor.

Bırakın yerelleri, S&P, Citi,Fitch,Goldman açıklamalarına baktığımızda, Mehmet Bey’in çok sevdiği küreselciler bile duruma ikna değil artık.

Uzun vadeli sermaye zaten yoktu, “Vur Kaççı Cary Ağaları” bile arkasına bakmadan kaçıyor.

Tam burada Kur meselesine tekrar dönersek; sıkıntını her geçen gün büyüdüğünün bir diğer göstergesi ise enflasyon kur değeri arasındaki makasın da açılmış olması.

Yani enflasyon artıyor ama TL aynı oranda değer kaybetmiyor. Bu çok net bir kur cambazlığı hikayesi.

Normalde TL nin enflasyon oranında değer kaybetmesi gerekir. Ama bizimkiler ısrarla basarak işi kurtarmaya çalışıyor.

Bu durum ilk bakıldığında “kontrol” hissi gibi görünse de aslında ihracatçı, üretici,turizmci hatta vatandaş için tam bir batış hikayesi.

Jeopolitik riskler ise bu tabloyu daha da hassas hale getiriyor.

İşin içine bir de enerji fiyatlarındaki artış ve bölgesel gerilimler eklendiğinde “kaymaklı ekmek kadayıfı”.

Çünkü artık sadece iç denge değil, dış şoklar da fiyatlama davranışını belirliyor.

Tüm bu parçaları birleştirdiğimizde ortaya çıkan tablo ise şu:

Beceriksiz ekonomi yönetimlerinin sözde programları sayesinde uzun zamandır buhranda olan Türkiye ekonomisi şu anda net bir buhran içi çoklu ekonomik krize sürükleniyor.

aşırı artan kamu borçları

düşük veya eksi büyüme

Çok kısa tabirle stagflasyon ve krizin ağababası var.

Kazan kaynıyor ve basınç artıyor.

Umarım zamanında müdahale ederler.

Aksi takdirde hepimiz yanarız.


© Yeniçağ