menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bizim itirazımız çözüme değil, usuledir

17 0
monday

Türkiye’nin Güneydoğu meselesi dün başlamış bir mesele değildir. Yaklaşık iki asırdır farklı dönemlerde farklı isimlerle karşımıza çıkan, Cumhuriyet döneminde ise PKK terör örgütünün kanlı saldırılarıyla derinleşen bir yaradır. Bu yaranın kapanmasını istemeyen kim varsa bu millete kötülük etmektedir. Aynı şekilde, bu yaranın adalet, hukuk ve kardeşlik içinde kapanmasını istemeyen de bu ülkeye iyilik yapmıyor demektir.

Ben bu meselede ne inkâr siyasetini savunurum ne de terörün dayattığı çözüm anlayışını…

Güneydoğu’da yaşayan Kürt vatandaşlarımızın ekonomik, sosyal, kültürel veya idari taleplerine, hukuk içinde dile getirilen hak arayışlarına bu vatanı seven hiç kimse peşinen karşı çıkamaz. Ben de karşı çıkanlardan değilim. Çünkü onlar bizim kardeşimizdir; aynı bayrağın altında yaşayan, aynı şehitlere ağlayan, aynı ezanı dinleyen, aynı geleceği paylaşan vatandaşlarımızdır.

Ancak benim itiraz ettiğim nokta çözümün kendisi değil, çözüm adına izlenen usuldür.

Devlet ile terör örgütü aynı cümlede, aynı denklemde değerlendirilemez. Devlet, millet adına hükmeden meşru otoritedir. Terör örgütü ise silahı, korkuyu ve kanı siyaset aracı hâline getiren gayrimeşru bir yapıdır. Devletin görevi pazarlık yapmak değil; hukukunu, otoritesini ve adaletini hâkim kılmaktır.

Benim devlet anlayışım budur.

Eğer önce PKK tamamen etkisiz hâle getirilmiş olsaydı, silahlı yapı bütün unsurlarıyla tasfiye edilseydi, ardından bölgenin kanaat önderleri, akademisyenleri, iş insanları, çiftçileri, gençleri ve gerçekten halkın temsilcileri Ankara’da bir araya getirilip, “Sizin hangi sorunlarınız var, bunları birlikte çözelim.” denilseydi; buna en yüksek alkışı ben tutardım.

Çünkü o zaman muhatap terör değil, millet olurdu.

Tarih bize gösteriyor ki devletler terörle pazarlık ederek değil, vatandaşıyla konuşarak güçlenmiştir.

İspanya, onlarca yıl ETA terörüyle mücadele etti. Devlet, güvenlik politikalarını sürdürürken aynı zamanda Bask halkının demokratik temsilcileriyle siyaset........

© Yeniçağ