menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Korkunun Jeopolitiği: NATO Zirvesi bize aslında neyi anlatıyor?

7 0
09.07.2026

Dünya yeni bir Soğuk Savaş'a mı hazırlanıyor, yoksa aslında hiç bitmeyen bir korkunun yeni biçimlerini mi izliyoruz?

Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nde konuşulan başlıklara bakıldığında ilk göze çarpan unsur savunma harcamalarının artırılması, yeni silah sistemleri, ortak hava filoları, yapay zekâ destekli savunma teknolojileri ve milyarlarca dolarlık askerî yatırımlar oldu. Avrupa ülkeleri artık yalnızca savunma harcamaları için belirlenen geleneksel hedefleri değil, çok daha yüksek seviyeleri tartışıyor. NATO ise yalnızca yeni askerî kapasite üretmeye değil, aynı zamanda ortak üretim ve ortak savunma sanayii modeli oluşturmaya çalışıyor. İlk bakışta bunlar devletlerin güvenlik kaygılarının doğal sonucu gibi görünebilir. Ancak meseleye biraz daha derinden baktığımızda karşımıza yalnızca askerî değil, aynı zamanda psikolojik bir tablo çıkıyor.

Çünkü savaşlar önce insan zihninde başlar. Freud, kaygıyı henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşme ihtimali sürekli hissedilen bir tehlikenin ruhsal karşılığı olarak tanımlar. Korku somut bir nesneye yönelirken kaygı görünmeyen, adı tam konulamayan fakat sürekli yaklaşmakta olduğu hissedilen bir tehdide karşı duyulur. Bugün dünyanın içinde bulunduğu atmosfer tam da böylesi bir ruh hâlini andırmaktadır. Sürekli yeni bir krizden söz ediliyor. Sürekli yeni bir tehdit tanımlanıyor. Bir gün Rusya, ertesi gün Çin, ardından İran, sonrasında siber saldırılar veya yapay zekâ kaynaklı riskler gündemin merkezine yerleşiyor. Tehlikelerin gerçek olmadığı söylenemez. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, bu tehditlerin yalnızca güvenlik politikalarını değil, toplumların psikolojik iklimini de şekillendirmesidir.

Sürekli alarm hâlinde yaşayan toplumlar zamanla olağanüstü durumları olağan kabul etmeye başlar. Güvenlik........

© Yeniçağ