menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hatay, ekonomik olarak da küllerinden yeniden doğmalı

10 0
monday

Türkiye’de yaşanan depremler arasında 6 Şubat, 2023 depremi tarihte en ağır yaşanan deprem olarak yerini alıyor. Deprem 11 ilimizi etkilerken, 53,000 üstünde yurttaşımızın hayatını kaybetmesine, 311,000 binanın yıkılmasına ve 810,000 daire, işyeri ve kamu binasının tamamen yerle bir olmasına neden oldu. Her ne kadar Kahramanmaraş depremi olarak anılsa da, en ağır etkilenen bölge Hatay ilimiz oldu. İletişim Başkanlığı’nın yayınladığı rapora göre; Hatay’da deprem sonrasında yaklaşık 100,000 bina tamamen yıkılmış, acil yıkım gerektiren, ağır hasar görmüş veya orta derece hasar görmüş olarak sınıflandırıldığı belirtiliyor. Yıkılan binalarda da yaklaşık 338,000 apartman, ev veya iş yeri olarak kayıtlara geçmiş durumda. Bölgeye gidip görüldüğünde felaketin getirdiği yıkımın ne kadar büyük olduğunu ve ortadan onu kaldırmak bir o kadar daha büyük bir maddi manevi çaba gerektirdiği daha iyi anlaşılıyor. Bu nedenle 27-30 Temmuz tarihlerinde objektif olarak deprem sonrası yurttaşlarımızın durumunu daha yakından görmek ve anlamak için bizzat bölgeye gidip yerinde öğrenmek istedim. Hatay’da yaşananların doğru anlaşılması adına gördüklerimi de tamamen objektif olarak sizlerle paylaşacağım. Başta depremin getirdiği yıkım Hatay’da tahminlerimizden çok daha ağır olduğunu belirtmek isterim. Bu kadar büyük felaket karşısında eş zamanlı hayatta kalan yurttaşlarımızın barınma, hijyen, sağlık, eğitim ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılarken @’a yakın yıkılan İl’i yeniden inşaa etmek olağanüstü bir organizasyon olduğunu görmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Şehirde yapılanlara ve gelişmelere bakıldığında bu dev organizasyonun altından da büyük ölçüde iktidar kalkabilmiş durumda. Devletimiz adına hükümet vatandaşın temel ihtiyaçlarını bu süre içinde sağlamış ve mülkiyet kayıpları olsa da yine nispeten kalıcı barınma sorununu çözmüş ve asgari ihtiyaçların karşılandığını görüyoruz. Ancak temel ihtiyaçlar başarılı bir şeklide günümüze kadar karşılanırken eş zamanlı yürütülmesi gereken bölgesel ekonomik kalkınma maalesef çok gerilerde bırakıldı. Depremde 550’nin üstünde iş yeri tamamen yıkılırken, Maliye Bakanlığı’nın bu tür durumlar için çok kapsamlı “AFET PROGRAMI” olmadığı da ne yazık ki ortaya çıktı. Şehirlerde yaşanan yıkım eşit olmamasına rağmen,........

© Yeniçağ