menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkmen, yaylasına yürümez Bozulmuş aşiret il bozuk bozuk

70 0
28.06.2026

Uzun zaman ihmal ettiğim eski alışkanlıklarımdan birine dönüş yapıp radyo dinlemeye karar verdim. Tesadüfen bulduğum bir Türkü kanalında belki binlerce kere dineldiğim halde ilk defa farklı bir şekilde yorumlayacağım Pir Sultan Abdal’ın bir türküsü okunuyordu. Türkü şöyle:

Ötme bülbül ötme şen değil bağım

Dost senin derdinden ben yana yana

Tükendi fitilim eridi yağım

Dost senin derdinden ben yana yana

Deryadan bölünmüş sellere döndüm

Ateşi kararmış küllere döndüm

Vakitsiz açılmış güllere döndüm

Dost senin derdinden ben yana yana.

Haberin duyarsın peyikler ile

Yaramı sarsınlar şehidler ile

Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile

Dost senin derdinden ben yana yana.

Abdal Pir Sultan`ım, doldum eksildim

Yemeden içmeden sudan kesildim

Zülfün kemendine kondum asıldım

Dost senin derdinden ben yana yana.

Pir Sultan Abdal, çağdaşları Şah İsmail Hatâî, Kul Himmet, Virânî ve Kul Nesîmî gibi dönemin büyük ozanlarından birdir ve o bu saydığım ozanlar içinde duygu yönü en güçlü olan kişidir. Dini inanç olarak Şah İsmail’in etkisindedir ama ondan daha liriktir. Osmanlı’nın, hâkim olduğu geniş coğrafyalardaki farklı farklı insan toplulukları üzerinden, “reaya” tabir edilen vergi mükellefi yeni bir vatandaşlık biçimi oluşturması karşısında ciddi biçimde rahatsız olan Türkiye Türkmenlerinin en cesur sesi olmuş ve bunun bedelini canıyla........

© Yeniçağ