Dünya yangın yeri ama Örümcek Adam New York’u bir kere daha kurtardı!
Hollywood’un “karton kahramanları” dünya genç sinema seyircisini esir aldıktan sonra sinema sanatına olan saygının ciddi biçimde darbe aldığını düşünen klasik sinemaseverlerdenim. Çok uzun zamandır, Örümcek Adam (Marvel) ile Batman (DC Comics) arasında pinpon topuna çevrildiğimizi düşünüyorum. Biz sinema seyircilerini içi boş plastik birer topa dönüştürüp pinpon masasında oyun çeviren bu iki tip için fark ettiyseniz, “karton kahraman” dedim. Çizgi romandan uyarlanmış bu tipleri sadece çizgi roman karakterlerini ifade etmek için değil içi boş, yapay, şişirilmiş, dayanıksız ve sahte kahramanlık imgeleriyle bezeli oldukları için kullandım. Tıpkı Amerika’nın görünürdeki söyleminin demokrasi, ilerleme, insan hakları ve gelişme olup aslında bütün bu kavramların kendi faydasına olmaması halinde kavramlar yerine kıyıcı silahlarla konuşmaya başlaması gibi, her bir “karton kahramanın” zaman içinde birer “soft power” bir silaha dönüştüğünü düşünüp yazmışlığım vardır.
Adını ilk defa duyduğum Destin Daniel Cretton’un yönettiği “Örümcek Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day, 2026)” açıkça söylemem gerekirse, bütün yerleşmiş fikirlerime rağmen benden dahi olumlu birkaç puan aldı. Aslında bütün Marvel safsataları gibi örümcek serisinin cacığa dönmüş öykülerinden sağlam bir hikâye çıkaran senaristle Chris McKenna ve Erik Sommers’a buradan el sallıyorum: Yapılan tüm Örümcek Adam filmlerinin hikâyesini aynı kaba koyduğunuzda toplamı itibariyle, hıyar, Yunan yoğurdu, kedi nanesi, Çin tuzu ve musluk suyundan yapılmış bir Amerikan cacığına dönüşmüş o bulamaçtan eli yüzü düzgün........
