Teknoloji önden gider, siyaset arkadan gelir!
Teknoloji önden gider, siyaset arkadan gelir!
Toplumsal değişimde gecikmeler ve toplumsal hayatiyet katsayısı
Popülist siyasete alan açan temel nedenlerden biri, teknolojik, iktisadi, toplumsal ve siyasal değişimlerin aynı hızda gerçekleşmemesidir. Üretim yapısı değişir; tüketim kalıpları ve yaşam tarzı daha geç uyum sağlar; siyasal kurumlar ve meşruiyet dili ise en geç değişir. Bu gecikmeler büyüdüğünde toplumda birden fazla betimleyici ahlak aynı anda yaşar ve ortak toplumsal sözleşme zayıflar.
GİRİŞ: POPÜLİST SİYASETE ALAN AÇAN BOŞLUK
Son yıllarda dünyanın birçok yerinde popülist siyasetin yükselişi, çoğu zaman yalnızca liderlerin dili, propaganda teknikleri veya halkın öfkesi üzerinden açıklanıyor. Oysa popülizmi yalnızca siyasal iletişim meselesi olarak görmek, meselenin derinliğini kaçırmak olur. Popülist siyaset, çoğu zaman eski kurumların yeni toplumsal sorunlara cevap veremediği, mevcut temsil mekanizmalarının halkın sesini duymakta zorlandığı ve toplumun ortak meşruiyet zemininin aşındığı dönemlerde güç kazanır.
Bu açıdan popülizme alan açan temel nedenlerden biri, teknolojik, iktisadi, toplumsal ve siyasal değişimlerin aynı hızda gerçekleşmemesidir. Teknoloji ve üretim yapısı önden gider; tüketim kalıpları, yaşam tarzı ve toplumsal ahlak daha yavaş değişir; siyasal kurumlar, hukuk düzeni ve meşruiyet dili ise çoğu zaman en son uyum sağlar. Bu gecikmeler büyüdüğünde toplum, eski düzenin artık işlemediği fakat yeni düzenin de henüz kurulamadığı bir ara döneme girer. Bu ara dönem, Gramsci’nin “interregnum” dediği, bizim tarihsel hafızamızda ise “fetret” kavramıyla karşılayabileceğimiz bir geçiş krizidir.
İKTİSADİ VE TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN FARKLI HIZLARI
Biz iktisatçılar aslında değişkenlerin farklı hızlarda uyum sağladığını çok iyi biliriz. Piyasa fiyatları anlık değişebilir. Döviz kuru, faiz oranı, hisse senedi fiyatı veya emtia fiyatı yeni bilgiye çok hızlı tepki verir. Buna karşılık milli gelir, istihdam, üretim kapasitesi ve yatırım kararları daha yavaş değişir. Firmalar üretim planlarını, hanehalkları tüketim davranışlarını, devlet ise maliye ve para politikalarını belirli gecikmelerle ayarlar.
Fiziki sermayenin yenilenmesi daha da uzun zaman alır. Makineler, tesisler, fabrikalar ve üretim hatları kısa vadeli fiyat değişimleri kadar hızlı dönüşmez. Geleneksel Juglar çevrimleri çerçevesinde düşünüldüğünde fiziki sermayenin yenilenme süresi kabaca 8–11 yıllık dönemlerle ilişkilendirilebilir. Altyapı sermayesi ise daha da yavaş değişir. Limanlar, yollar, enerji hatları, demiryolları, şehir altyapısı ve büyük kamu yatırımları çoğu zaman 18–25 yıllık daha uzun ufuklarda yenilenir. Teknolojik paradigmaların tam anlamıyla yerleşmesi ise daha uzun tarihsel dönemler gerektirir.
Bu basit gözlem bize daha genel bir ilke verir: Bir toplumda bütün unsurlar aynı hızda değişmez. Fiyatlar üretimden, üretim sermaye stokundan, sermaye stoku kurumlardan, kurumlar ise kültürden daha hızlı değişebilir. Oliver Williamson’ın kurumsal analizinde de benzer bir katmanlı yapı vardır. Piyasa işlemleri en hızlı değişen alandır; yönetişim biçimleri daha yavaş, resmi kurumlar daha da yavaş, gelenekler ve yerleşik normlar ise en yavaş değişen düzeyi oluşturur.
ÜRETİM DEĞİŞİR AMA HAYAT GECİKİR
Bu iktisadi gözlemi genel sosyal bilimler düzeyine taşıdığımızda daha geniş bir teoriye ulaşırız. Önce teknoloji ve üretim yapısı değişir. Yeni makineler, yeni enerji kaynakları, yeni iletişim araçları, yeni üretim........
