Muharebe kazanıp harbi kaybetmek: ABD& İsrail –İran savaşı
Muharebe kazanıp harbi kaybetmek: ABD& İsrail –İran savaşı
Muharebe, düşman ordusunu yenmekle ilgilidir; harp ise düşman siyasal topluluğunun savaşı sürdürme kapasitesini ortadan kaldırmakla, direniş iradesini kırmakla kazanılır. Şu anki görünümde ABD ve İsrail muharebe kazanmıştır ama harbi büyük ihtimalle kaybetmişlerdir.
GİRİŞ: MEHMET AKİF VE TEKERRÜR EDEN TARİH
Mehmet Akif merhum şöyle demişti: “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” Bugün dünyada ve özelde Orta Doğu’da gerçekleşen hadiselere baktığımızda İstiklal Şairimizi hatırlamamak ne mümkün. ABD ve İsrail ikilisinin kısa zamanda sonuçlandırmayı planladıkları İran seferi her geçen gün sarpa sarmakta, arka arkaya muharebe kazansalar da harbi kaybetmeye doğru gitmektedirler. Tarihte birçok örnekte gördüğümüz gibi ana karargâhından çok uzakta savaşan bir ordu, parlak muharebe zaferleri kazansa bile harbi kaybedebilir. Çünkü muharebe ile harp aynı şey değildir. Muharebe, belli bir zaman ve mekânda iki ordunun karşı karşıya geldiği askerî çarpışmadır; harp ise devletlerin, toplumların, ekonomilerin ve siyasal iradelerin uzun süreli çatışmasıdır. Bu yüzden muharebe taktik düzeyde, harp ise stratejik ve siyasal düzeyde değerlendirilmelidir. Bir komutanın art arda meydan savaşları kazanması, onun harbi de kazandığı anlamına gelmez. Tarihin en çarpıcı örnekleri, tam da bu ayrımın ihmal edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bugünkü yazımda bu tarihi örneklerle güncel ABD & İsrail – İran savaşını karşılaştıracağım.
1. UZAKTA SAVAŞMANIN MALİYETİ VE ZAFER İÇİN ÜÇ ŞART
Ana karargâhından uzakta savaşmanın ilk ve en sert problemi lojistiktir. Ordu evinden uzaklaştıkça ikmal hatları uzar; cephane, yiyecek, yedek insan gücü, haberleşme ve istihbarat giderek daha kırılgan hale gelir. Coğrafya savunana çalışır; yerel halkın tavrı, yolların niteliği, mevsim şartları ve ikmal merkezlerinin korunması belirleyici olur. Bu nedenle uzak seferlerde salt askerî maharet yetmez. Böyle bir seferin başarılı olabilmesi için en az üç şart gerekir: Birincisi, işgal edilen alanda yeni bir meşruiyet ve yerlileri de içine alan yeni bir düzen önerilmelidir. İkincisi, düşman devletin yalnız ordusu değil, onun devlet ve yönetim aygıtı da felç edilmelidir. Üçüncüsü, toplumun savaşma iradesi kırılmalı, yani halk ve elitler “bu savaş sürdürülebilir değildir” noktasına gelmelidir. Bu üç şarttan biri eksik kaldığında, askerî zafer stratejik sonuca dönüşmez.
2. TARİHÎ ÖRNEKLER: BÜYÜK İSKENDER, KARTACALI HANNİBAL, NAPOLEON VE HİTLER
Bu çerçevede Büyük İskender istisnaî bir örnektir. İskender yalnız muharebe kazanan bir komutan değildi; kazandığı muharebeleri siyasî çözülmeye, idari devralmaya ve yeni meşruiyet üretimine çevirebildi. İssos ve Gaugamela gibi zaferler, Ahameniş askerî gücünü zayıflatmakla kalmadı; Pers merkezî otoritesinin çözülmesini hızlandırdı. İskender’in Fenike kıyılarını ve limanlarını ele geçirerek Pers donanmasını üslerinden koparması, ardından Babil ve Pers hazinelerini denetim........
