menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hızlı büyümenin bedeli: Dış borç ve Türkiye’nin büyüme çevrimleri

17 0
17.08.2026

Hızlı büyümenin bedeli: Dış borç ve Türkiye’nin büyüme çevrimleri

Türkiye'nin ve Türkiye benzeri küçük, dışa açık ve ekonomisi dış kaynaklara bağımlı ekonomilerin hızlı büyüme dönemleri ile kriz veya yavaşlama dönemleri birbirinden bağımsız olaylar olmayabilir. Bir önceki hızlı büyüme dönemi, dış borç ve finansman kanalıyla bir sonraki yavaşlamanın koşullarını bizzat üretiyor olabilir.

Bir süredir küçük ve dışa açık ekonomilerde sermaye birikimi ile dış borç arasındaki ilişki üzerine teorik bir çalışma yürütüyorum. Çalışmanın çıkış noktasında oldukça basit görünen bir soru var: Bir ekonomi, büyük bir dış şok veya olağanüstü bir siyasi gelişme olmaksızın, yalnızca kendi yatırım ve borçlanma davranışı nedeniyle belirli aralıklarla hızlanıp yavaşlayabilir mi?

Bu soru Türkiye açısından özellikle önemlidir. Çünkü Türkiye ekonomisinin yakın tarihine baktığımızda yüksek büyüme dönemlerinin ardından çoğu kez belirgin yavaşlamalar, finansman sorunları ve zaman zaman ekonomik krizler geldiğini görüyoruz. Acaba hızlı büyüme ile onu izleyen yavaşlama birbirinden bağımsız iki gelişme değil de aynı ekonomik sürecin farklı aşamaları olabilir mi?

BÜYÜME ÇEVRİMİ NEDİR?

Bu soruyu cevaplamak için önce “büyüme çevrimi” ya da iktisat literatüründeki adıyla “growth cycle” kavramını açıklamak gerekir.

Bir ekonominin üretim kapasitesi, nüfusu, sermaye stoku, teknolojisi ve kurumları tarafından belirlenen uzun dönemli bir büyüme eğilimi vardır. Buna potansiyel veya trend büyüme hızı diyebiliriz. Ancak ekonomi gerçek hayatta bu hızda düzgün ve kesintisiz biçimde büyümez. Bazı dönemlerde potansiyelinin üzerinde, bazı dönemlerde ise altında büyür.

Büyüme çevriminin yukarı evresinde yatırımlar hızlanır, sermaye birikimi artar ve gerçekleşen büyüme trend büyümenin üzerine çıkar. Aşağı evresinde ise yatırımlar yavaşlar, sermaye birikimi zayıflar ve gerçekleşen büyüme trendin altına iner.

Burada önemli bir ayrım vardır: Büyüme çevriminin dip noktası mutlaka ekonomik kriz anlamına gelmez.

Örneğin uzun dönemde yüzde 4-5 civarında büyüme kapasitesine sahip bir ekonomi yüzde 2 büyüyorsa hâlâ büyümektedir; ancak çevrimin aşağı evresindedir. Bununla birlikte yavaşlama yeterince şiddetli olur ve finansal kırılganlıklar, siyasi belirsizlikler veya dış şoklarla birleşirse büyüme negatife dönebilir. O zaman çevrimsel yavaşlama ekonomik küçülmeye, hatta krize dönüşür.

Dolayısıyla her yavaşlama kriz değildir; fakat her büyüme çevriminin bir yavaşlama evresi vardır.

HIZLI BÜYÜME KENDİ FRENİNİ YARATABİLİR Mİ?

Küçük ve dışa açık ekonomiler açısından mesele biraz daha karmaşıktır. Enerji, teknoloji, sermaye malları ve ara mallarında dış dünyaya bağımlı bir ekonomi hızla büyüdüğünde ithalat ihtiyacı da hızla artar. Eğer ülkenin iç tasarrufları........

© YeniBirlik