Artık ‘iki ayrı yoldan’ demokrasiye yürümek mümkün değildir
Şu son zamanlara kadar Türkiye’de demokrasi mücadelesi iki “ayrı” koldan, birbirleriyle çok dolaylı temaslar dışında neredeyse birbirinden fazla söz etmeden yürüdü. Kollardan birisi demokratikleşme “müzakeresiydi”, diğeri ise CHP’ye yönelik darbeye karşı yürütülen “mitinglerdi.”
DEM Parti doğal olarak müzakere halinde olduğu için AKP-MHP koalisyonuna karşı “mitinglerden” uzak duruyordu. CHP ise ulusalcı eğilimdeki tabanını birleştirme kaygısıyla, TBMM Komisyonu’na katılma dışında müzakere sürecinde aktif yer almıyordu. Bunun sonucu olarak demokrasi için mücadele eden Kürt halkı ve Türk halkı birbirlerinden ayrı yollardan demokrasi hedefine yürüme gibi; hem müzakere sürecini hem de AKP’nin CHP’ye karşı yürüttüğü darbeyi geriletme sürecini zayıflatan bir çizgide yürüyünce; ne DEM Parti ne de CHP önlerine koyduğu hedefe ulaşamıyorlardı.
Geçtiğimiz gün DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın medyaya yansıyan konuşması, bu olumsuz durumun aşılacağına dair önemli bir işaret verdi. Bakırhan bu konuşmasında CHP’ye yönelik tutuklamalara ve CHP’li belediyelerin gaspına karşı ilk defa güçlü bir vurguyla karşı çıktı.
AKP iktidarı Tuncer Bakırhan’ın bu konuşmasını dikkatle analiz etmelidir. Eğer böyle bir dikkatle analiz ederse, iktidar müzakere sürecini süründüren, sonuçsuz bırakan, sürecin enfekte olmasına ortam hazırlayan ve gerek Newroz kutlamaları sırasındaki tutuklamalarla, gerekse Öcalan’ın doğum gününü kutlama pikniğindeki polis saldırısının gösterdiği gibi, sürece karşı giriştiği provokasyonlarla ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonları tırmandırmasıyla sürece karşı güvensizliği kışkırtan tutumunu acilen değiştirme sonucuna........
