menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toplum ‘aktif özne’ olmadan ‘toplumsal barış’ sağlanabilir mi?

25 0
23.05.2026

“Toplumsal barış” adından da anlaşılacağı gibi toplum içerisinde ayrıştırılmış, birbirine düşmanlaştırılmış kesimlerin arasında husumetin ortadan kalkmasını ifade eder. Dolayısıyla toplum, barışın öznesidir ve onun içinde yer almadığı bir “toplumsal barış”tan söz etmek elbette mümkün değildir.

Yaklaşık 20 ay önce başlayan Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye”, Kürt siyasi hareketi ile demokratik kamuoyunun “Barış ve Demokratik Toplum” olarak adlandırdığı süreçte iktidar tarafının somut adımlar atmaması, toplumun geniş kesimlerinde Kürt sorununun çözümü konusunda -zaten var olan- inançsızlık ve kaygıyı daha da arttırdı. Geride bıraktığımız hafta önce Bahçeli ve Erdoğan yaptıkları açıklamalarla hukuki altyapıyı oluşturmaya ilişkin sürecin hızlanacağı mesajları verse de kaygılar ortadan kalkmış değil.

Hangi adla anılırsa anılsın, silahların ebediyen susacağı ve düşmanlıkların ortadan kaldırılacağı bir sürecin yaşama geçebilmesi, kaçınılmaz olarak tarafların üzerinde uzlaşacakları bir hukuki zemine ihtiyaç duyar. Ancak “pozitif barış” olarak da ifade edilen bu barış -ya da uzlaşı- hukukunun hangi şartlarda inşa edileceği son derece önemlidir.

“Pozitif barışı” tesis edecek bir hukuku inşa edebilmek için olmazsa olmaz iki koşuldan söz edilebilir:

Birincisi, 100 yılı aşkın süredir -bir devlet politikası olarak- topluma zerk edilmiş olan düşmanlıkları, ayrımcılığı ve korkuyu besleyen önyargıları ortadan kaldırarak toplumun barışı içselleştirmesinin önündeki duygusal bariyeri kaldırmaktır. Bunun için devleti yönetenlerin........

© Yeni Yaşam