menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemer sıkma ekonomik değil, politik bir tercihtir!

23 0
19.07.2026

Devlet bütçesi aylar sonra ilk kez bu yılın haziran ayında fazla verdi: Merkezi Yönetim Bütçesi dengesi ( ) 114,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Ancak 6 aylık kümülatif denge (Ocak-Haziran) 942,8 milyar TL açık olarak devam etti. Yani açık küçülse de sürüyor.

Diğer yandan, bütçe fazla verse de faiz ödemeleri füze hızıyla artmaya devam ediyor. Bu 6 ayda ödenen faizin 1,464,2 milyar TL olması, yani faiz ödemelerinin bütçe açığından 524,4 milyar TL daha fazla olması (1); başta vergiler olmak üzere kamu gelirlerinin, asıl olarak bankalara ödeme yapmak için kullanıldığını gösteriyor. Bu ödemelerin bütçe içindeki payı yüzde 17 gibi rekor bir orana fırlamış durumda.

Mali disiplin mi, kemer sıkma mı?

Siyasal iktidar, uzunca bir zamandır, “mali disiplini sağlama” gerekçesiyle, halka dönük harcamaları kısarken, vergilere yükleniyor yani kemer sıkma politikası uyguluyor. Örnek olarak, bu yılın ilk 6 ayında, net sosyal güvenlik harcamalarının bütçe içindeki payı (821 milyar TL) yüzde 9,4’te kalırken, faize yapılan ödeme bunun neredeyse iki katına çıktı. (2)

Sosyal güvenlik sorunu bir gelir dağılımı ve halk sağlığı sorunudur!

Oysa, gerçekte sosyal güvenlik alanında yaşanan sorun (başta emekli maaşlarının düşüklüğü olmak üzere), bir demografi sorunu olmaktan ziyade, gelir dağılımındaki adaletsizlikle ilgili bir sorundur.

Buna karşılık, konu, demografik bir sorunmuş gibi gösterilmeye çalışılıyor: “insan ömrü uzadı, emeklilik çağında uzun süre yaşayan çok fazla insan var. Emeklilere ödeme yapabilmek için her yıl daha fazla insandan prim almak zorunluluğu var”, gibi üzerinde fazla düşünmediğimizde ikna edici gelebilen bir iddia.

Ancak, çalıştıkları sürece bu insanların ödedikleri primler dikkatli kullanılsaydı ve çalışırken bu insanların ücretleri yeterli olsaydı hem SGK primleri hem de gelir vergisi tahsilatları daha yüksek olabilirdi. Bu nedenle sosyal güvenlik sorunu demografiye ya da aktüeryal hesaplara indirgenmemeli, bunun yerine birincil gelir dağılımı emek gelirleri lehine iyileştirilmelidir. Bu sorunun aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olduğu da unutulmamalı ve bütçeden kaynaklar ona göre ayrılmalıdır.

Sosyal harcamalarda kısıntı yapılırken, vergi gelirlerinde yüzde 38,7’lik bir artış sağlandı.  Oysa bu ilk 6 aydaki resmi enflasyon toplam yüzde 17,8. Yani siyasal iktidar, vergi gelirlerini enflasyonun iki katından fazla artırarak, halktan gereğinden fazla vergi aldı.

Yeni torba yasa halka kemerleri daha da sıktıracak!

Meclis’te görüşülmekte olan yeni “torba yasa” ile öncelikle işçinin parasıyla oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan daha fazla para, imalatçı ve turizmci gibi daha fazla sermaye kesimine verilecek.

Faizciye, silah tüccarına, müteahhide, vakıf üniversitelerinin patronlarına yüzlerce milyar TL’lik kaynağın aktarımı ise sürdürülecek. Ayrıca bu yıl sermaye kesiminden alınması gereken vergilerin 3 trilyon TL’sinden, “muafiyet, istisna ve indirim” gibi adlar altında vazgeçildi. Bunlar, sermaye kesimine karşı son derece cömert davranan siyasal iktidarın, bu kıyağın bedelini halka, emekçilere kemer sıktırmasından başka bir şey değil.

Kemer sıkma ekonomik bir sorunluluk değil, siyasal bir........

© Yeni Yaşam