menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 ve sonrası: Finansal kriz, savaş ve otokrasi (II)

17 0
13.02.2026

Dünyada altın fiyatının uzun vadede artmasının bir diğer nedeni, yatırımcıların portföyünde spekülatif amaçlarla giderek daha fazla altın kullanılmasıdır. Keza altının sadece “güvenli liman” olmaktan çıkıp, yatırım varlığı olarak büyümesindeki önemli bir başka etkin, profesyonel olmayan yatırımcıların altın satın almasını kolaylaştıran altın ETF’lerinin (borsa yatırım fonları) yükselişidir. (1)

Altın, doların yerine “güvenli liman” oluyor!

Altına yönelimdeki asıl etken, kuşkusuz, ABD dolarının giderek “güvenli liman” olma özelliğini kaybetmesidir. Yani küresel finansal piyasalarda, Trump’ın izlediği politikaların ve doların neden olduğu belirsizlikler, altının “güvenli liman” olma rolünü üstlenmesiyle sonuçlanıyor.

Çünkü bir finansal varlık olarak altın, temettü sağlayan hisse senetleri veya kupon ödemesi sunan tahviller gibi gelir sağlamaz. Bu nedenle iyi zamanlarda altın, hisse senetleri ve tahviller lehine terk edilir. Ancak, risk ve belirsizliğin arttığı dönemlerde altının fiziksel olarak varlığı ona değer kazandırır.

Bu durum, finansal kriz (ve ardından gelen devlet borç krizi) sırasında ve Covid-19 döneminin başlangıcında görüldü. Bu dönemde hem hisse senedi fiyatları hem de faiz oranları düşüktü (faiz oranları tarihsel olarak en düşük seviyelerdeydi) ve altın, riskine göre daha yüksek getiri şansı sunduğu için, tercih edilen varlık haline geldi. (2)

Savaşlar, çatışmalar, Trumpçı gümrük vergileri

Altının fiyatındaki hızlı çıkış ve iniş dönemleri genellikle jeopolitik risklerin arttığı dönemlerdir. Şu anda Ukrayna’da sürmekte olan savaş, Filistin’in işgali ve Suriye’deki devam eden çatışmalar ve gerilimler, Venezuela müdahalesi ve Grönland ve İran konusu bu jeopolitik riskleri oluşturuyor.

Ancak altın fiyatını daha da yukarı çeken şeyin, Trump’ın açıkladığı gümrük vergilerinin yarattığı belirsizlikler olduğunu vurgulamak gerekir. Bu sadece uluslararası ticaret ve büyümeyle ilgili değil, aynı zamanda küresel finansal sistem üzerindeki etkileriyle de ilgili bir husustur.

Ciddi ekonomik krizler ve/veya finansal çöküşler

Geçmişte de altın fiyatında (dolar cinsinden ölçüldüğünde) birkaç kez yukarı doğru patlamalar oldu. Yani ulusal ekonomilerde enflasyon hızla yükseliyorsa, finansal bir çöküş riski varsa, kapitalist üretimdeki tüm bu krizler ulusal para biriminin (ve uluslararası bir para birimi olarak doların) değerinin düşmesi anlamına gelir. Böylece altın, ulusal paralara karşı cazip bir alternatife dönüşür.

Nitekim altının tarihsel olarak fiyatına bakıldığında; 1970’lerde küresel ekonominin küçülmeye girmesiyle birlikte petrol fiyatlarındaki şoklara tepki olarak yükseldiği, buna karşılık 1990’ların sonunda borsalar patlama yaşarken ve 2009’dan sonra küresel ekonomi toparlanırken düştüğü görülür.

Ancak altının (başlıca para biçimi ve nihai değer standardı olarak) sonu, 1970’lerde ABD’nin artık doları sabit miktarda altınla değiştirmeme kararıyla geldi. Böylece “altın standardı” sona erdi ve yerini “dolar standardı” aldı.

“Devalüasyon ticareti”

Altın fiyatındaki benzeri görülmemiş artış, “devalüasyon ticareti” olarak adlandırılan durumun bir sonucu da olabilir. Bu ticaret, kamu ve özel finans kurumlarının, özellikle dolar nakit ve dolar borçları olmak üzere, ABD finansal varlıklarını elden çıkarmaları anlamına geliyor. Çünkü finansal yatırımcılar ve spekülatörler, sahip oldukları varlıkların dolar değerinin düşeceğinden (doların daha........

© Yeni Yaşam