menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güneşe gömülenler ve askerin türküsü

17 0
24.08.2026

Üniversiteye başladığım dönem, savaşın büyüyerek genişlediği bir zamana denk gelmişti. Öğrenci dernekleri kuruyor, eylemler yapıyor, yasaklı 1 Mayıs ve Newrozları kutluyorduk. Kürdistan’ın kurulması ve sosyalizmin gelmesi an meselesiydi, öyle düşünüyorduk. Her sabah olduğunda, aramızdan birilerinin eksildiğini öğreniyorduk. Ülkenin her yerinde olduğu gibi, İzmir’de de Kürt öğrenciler, yüzünü Kürdistan’a ve dağlara çevirmişti. Çıkış yapmak için evimde bir süre gizlenen bir arkadaşım, giderken bir not ve cebindeki parayı bırakmıştı, masrafları bölüşmek adına. Böyle naif gençlerdi. Sonra bazılarının ölüm haberlerini aldık. Biz yaşadığımız için utandık. İnsan yaşadığı için hiç utanır mı? Utandık. Çok bedel ödedi bu halk. Amed’de yaşamını yitiren 49 gerilla için açılan taziyeyi ve anneleri görünce, savaşın acımasızlığını düşündüm. Hani bazıları diyor ya ne kazandık? Bir dergide okumuştum. 1980’lerin başında bir grup gerilla Suriye’ye geçmeye çalışmaktadır. Yiyecek bulmak için gece 2-3 köye uğrarlar. Köylüler, korkularından kapılarını açmazlar. Bir çoğunun dişleri dökülür açlıktan. Ne kazandık sorusuna buradan bakmalı. Mücadele başladığında, Kürtler kendilerine yabancılaşmış, devletin bekçisi karşısında esas duruşa geçiyordu. Kürtlerin adı, dili, bayramı hatta renkleri yasaktı. Kurumları, partileri yoktu. Gerilla cenazelerine bile katılım çok sınırlıydı. Mücadele, tarih sahnesinden silinmeye çalışılan bir halkı, tarihin öznesi haline getirdi. Belki Kürdistan kurulmadı ama sınırlardan bağımsız bir Kürdistan gerçeği ortaya çıktı. Her şeyden önce zihinsel bir devrim yaratıldı ve korku duvarı yerle bir edildi.

Savaşı kutsayan, ölü bedenler üzerinden tepinmeye devam etmek isteyenlere, savaşın geride........

© Yeni Yaşam