Yüreğimize dağlananlar, 6 Şubat
3 yıl önce 6 Şubat gününde yaşananlarla birlikte, o günden bugüne yaşam değişti, başka bir hayat yaşıyor. Yok olan, yokluğu ve yoksunluğa sürüklenen yaşamın karşısında ne sayılar anlamlı artık ne geçen zaman.
Yaşamları yok eden kentleri silip süpüren beton yığınlarına gömen depremin suçluları, sorumluları hâlâ bu ülkeyi yönetiyorlar. Şirketler kendilerini destekleyen siyasi iktidarın açtığı yolda yok olan yaşamların üzerinden sermaye biriktirmeye, kendilerini destekleyen siyasi iktidarla birlikte güç, iktidar inşa etmeyi sürdürüyor. Facianın sonuçlarına her gün yenileri ekleniyor. Depremde beton yığınların arasından çıkarılan ve sonrasında izlerine rastlanmayan çocukların durumu uluslararası pedofili tacirlerinin çetelerinin kan durduran zulümlerinin arasına karışıyor.
Depremde Kızılay’ın kan ve çadır satışı yaşanmıştı bu ülkede. O günden bugüne Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı deprem kentlerini, bölgedeki her karış alanı inşaat sektörünün TOKİ’nin sermaye alanına çevirdi, Dikmece Köyü’nden başlayarak fırsatı yakalamışken ülkenin tüm zeytinliklere el koymayı, yaşamı, yaşam alanlarını sermaye girdabının, sömürü çarkının içine alışlarını sürdürdüler. Her geçen gün bu aymazlıklara yenileri eklenmekte, depremden sağ çıkarılan kayıp çocukların durumuna içkin duyumlar gibi. Bu durum gerçek mi bilmiyoruz henüz, üç yıldır yaşananlara eklenen akıl almaz durumlara karşı duygularımız öfkemiz sığmıyor ne söze ne basın açıklamalarına. Yaşamın acısı deprem kentlerinde yaşayanlar için sürerken, yitirilen canların yakınları, yaşamla acıyla baş etmeye çalışanlar her saniye her dakika üç yıldır an be an yaşam mücadelesi verirken sürece eklenen her akıl almaz duruma hangi güçle karşı durulabilir. Siyasi iktidar; yöneticileri, bakanları, Cumhurbaşkanı ile sözlerini güllük gülistanlık TOKİ kentleri şovu ile sürdürürken, TOKİ konutlarının sayılarını gururla verirken nedendir bilinmez kaybolan çocuklar için tek söz, açıklama yapılmaması oldukça manidar. Üç maymun oyunu gene siyaset sahnesinde. Bu duyum gerçek mi? Gerçekse bu suskunlukla neyin üstü örtülüyor. 2016’da........
