menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇAĞDAŞ MEDENİYETTE ALGI YARATMA MANEVRALARI VE AHLAK

9 0
05.02.2026

Ülkemizi saran tehlikelerin, sonu kötüye gidecek gibi görünen üst düzey çalkantıların, herkes farkındadır. Konu Türk, özellikle Müslüman Türk olunca, konu iç ve dış ittifaklar olunca, cehalet ve ihanet gündemden düşmeyince, bir şey değişmiyor.

İnşallah bu da geçicidir diyoruz. Fakat geleceğimiz için hazırlıklı olmalıyız diye düşünüyoruz. Zemindeki sebepler ve oluşumlar zincirinin bazı sosyal halkalarını, bilimsel çerçeveyi kaybetmeden, sakince bakalım diyoruz. Bizlere yansıyan, çağımızın densizliklerine, ahlakı göz ardı etmeyen sosyolojik gözle bakmak mümkündür, ayrıca elzemdir.

Her çağda vardı ama gittikçe artmak üzere çağımızın medeni hastalıkları, insanlığa yakışmamaktadır. Hastalıklar, kavramını hafifletmek için bunlara densizlikler de diyorum. Ancak olanlara bazen hastalık kavramı bile az gelmektedir. Nedir bunlar: zevke ve hazza taparcasına düşkünlük, konforculuk, teşhircilik (açık olmak iddiası, fakat istismarı), utanma duygusunun dumura uğrarcasına ortadan kalkması (günde birkaç kere yalan söyleyen yöneticinin, yalanına devam etmesi gibi), genelin özele esir edilmesi. Pek çok örneklerinden, tipik olan biri de şudur: ilan edilen ilkelerin tersinin yapılması. Yani büyük çelişkiler. Sigara paketinin üzerine öldürür diye yazılır, fakat üretimine devam edilir ve reklamı yapılır. Aile önemlidir deyip, nikahsız evliliği yaygınlaştırır. Kadın erkek eşittir der, fakat para için kadını geneleve veya randevu evine mahkûm eder. Bunlar kaçamaklar mıdır? Hayır. Hayat tarzı olmaya doğru gitmiştir. Bu densizliklerden bir diğeri iyice göze batmaya başlamıştır. Algı yaratma kurnazlığı. İstismar tavrının da kâmil bir örneğidir bu. Bu örnek iki alanda zirve yapmıştır: siyaset-idare ve ticaret. Bu alanlardaki algılatma becerisinde Türkiye başrolü oynamaktadır.

Siyaset ve idare, gerçeği yakalama ve hayatı mutluluğa dönüştürme hünerlerinde bir “yarış” olmalıyken, böyle olacak algısı yaratıp, telkin altına alıp, kendi hesaplarını kollama yarışı haline dönüşmüştür. Saltanat sürmeye devam etmek, varsa kötü niyetli ve haince projelerini gerçekleştirme hüneri haline gelmiştir. Temelde yatan istismara, gerçekler, din, sanat, bilim dünyası bile alet edilebilmektedir. “Nurlu ufuklar” yalan çıksa dahi, yeni bir algı yaratmayı oraya eklemeyi becerebilmektedirler. İradelerin esir alınabilmesi, yeni taktiklerle mümkün olmuştur.

Algılatma, hayali gerçek zannettiren bir cambazlık gibidir. Ahlak dışı olmayıp bilimsel maksat taşıyan örnekler konumuz dışıdır. Hipnoz gibi. Plasebo gibi. (İlaç olmadığı halde, ilaçmış gibi kullanılan su) Bunlar bilimsel maksatlıdır ve muhatabın iyiliği içindir. Yapanın kendi menfaati için bir kandırma söz konusu değildir. Fakat siyaset ve idarede, ticarette böyle bir hedef yoktur. Orada niyet farklıdır.

Yaratıcı, bize verdiği zekâ, akıl, şuur, irade gibi yeteneklerimize, kendimizin kullanmasına göre yaratmıştır. Oysa algılatmaya açık olmak, “canlı robot” olmayı gerektirir.

Siyasi ve ticari algı yaratmada neler var:

-Yalan.

-Kandırma.

-Sinsi baskı metotları. Çok tekrar, çok ısrar.

-İradenin, dolayısıyla özgürlüğün gasp edilmesi, esir alınması. Seçebilmede, yönetilerek kandırmanın hâkim kılınması.

-Menfaatin saltanatı için, akıl, izan ve vicdanın terki.

Algılayan bunların farkında olmaz ama algılatan bunları gözetir. Algılayan düzeneğe kapılmıştır. Er-geç sonunda anlar ama iş işten geçmiştir. İşin farkında olup da yüzsüzlük ederek kabullenenler ya hainliklerde ortaktırlar ya vicdansızlığın zirvesindedirler.

Bu dediklerimiz yeni bir şey değildir. Yani çağımıza has değildir. Fakat daha önce olanlar ferdi ve istisnalar halindeydi. Toplum düzenine mal olmuş marifetlerden ve medeniyetin sapmalarından değillerdi. Özellikle ticari ve siyasi renge bürünerek, gittikçe yeni hayat tarzının marifetleri haline geldi. Neredeyse yer yer kurumlaştı. Son çeyrek yüzyıldır Türkiye’yi iyi tanıyan biri bunu anlayabilir. Bu algılatma becerisi, mesela terörle normal hayatı, teröristle şehit anasını, teröristin istekleriyle hukuku, kucaklaşmaya çağırabilmiştir. Bunun arka planı olmasa, projenin devamı gelmese, iyi diyeceğiz. Fakat proje zaten kendini saklamadığı için, niyetler açığa vurulduğu için, iyimser olma imkânımız yoktur.

Algı yaratmanın yoğunlaştığı siyasi ve ticari alandan birincisi, projenin........

© Yeni Ufuk Dergisi