KÖL TİGİN
Köl Tigin tarihimizin ilk kaynaklarında bile yer alan, adını taşa kazıtabilmiş bir bahadırdır. Türk milletinin dağıldığı her coğrafyada benzer adlarla günümüze dek gelip anılsa da esasen büyüklüğünü ve tarihimizdeki yerini hatırlamak, “büyük bir komutandı” diye geçiştirmemek tarih şuurumuza daha uygun düşer kanaatindeyiz. Bu sebeple genel hatlarıyla kendisinden bahsedeceğiz.
Bumın Kağan 552 yılında Türk adını taşıyan ilk devleti (Köktürk Devleti) kurdu. Bu devletin sınırları nihayetinde Mukan Kağan ile Karadeniz’den Kore’ye dek uzandı. Türk tarihine yön veren, yeniliklere öncü olan devletlerden biri olan bu devlet en sonunda devlet adamlarının basiretsizliği ve Çin’in entrikalarıyla 630’da kağanıyla birlikte esir düştü.
Ondan sonra kardeşi kağan olmuş, oğulları kağan olmuş tabii. Ondan sonra kardeşi ağabeyi gibi yaratılmadığı için, oğlu babası gibi yaratılmadığı için, bilgisiz kağanlar (tahta) oturmuş tabii. Kötü kağanlar (tahta) oturmuş tabii. Buyruğu (komutan, devlet adamı) yine bilgisiz imiş, kötü imiş tabii. Beyleri, halkı anlaşmaz olduğu için, Çin milleti hilekâr, sahtekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, kardeşi ve ağabeyi birbirine düşürdüğü için, bey ile halkı birbirine kışkırttığı için, Türk milleti, (Çinliler) yurt tuttuğun ilini elinden almış, kağan yaptığın kağanını yitirmiş.[1]
Bu kötü ahvâli hazmedemeyen Türk milleti esir düştükten 9 yıl sonra zincirlerini kırmak için “Chieh-she-shuai” namıdiğer Kürşad’ın ihtilalini akıllara kazısa da iyi teşkilatlanamadığı için hürriyetini kazanamadı. Türk milletinin üzerinden bu kara pusuyu 41 yıl sonra İlteriş Kutluk Kağan kaldıracaktır. 680’e gelindiğinde İlteriş Kağan 17 adamıyla isyana başlayıp, 700 adamıyla Türk’ü esaretten kurtarmıştır. Dört taraftaki düşmana 47 kez sefere çıkmış. 25 kez savaşıp başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş; ili, yasaları kazanıp vefat etmiştir.
Köl Tigin 684’te, İlteriş Kutluk Kağan’ın kutlu ihtilalinin dördüncü yılında doğmuş, 731’de ölmüş, İkinci Köktürk Kağanlığı’nın (Kutluk Kağanlığı) en parlak döneminde savaşçılığı ile öne çıkmış bir tigin, bir komutandır. Bu savaşçı kişiliği ününü arttırsa da onu tartışmalı bir şahsiyet haline getirmiştir.
Köl Tigin’i anlatmaya ilk önce onun ses çıkaran eylemine neden olan olayları anlatarak başlayalım.
Bağımsızlığı geri kazanan İlteriş Kağan 691 yılında öldü. Fakat vârisleri Bilge Kağan 9, Köl Tigin ise ancak 7 yaşında idi. Küçük çocukların devleti yönetmesi uygun bulunmadığından, töre üzre[2] amcaları Kapgan Kağan başa geçti. Kapgan Kağan her ne kadar devleti mamur hâle getirmek için önemli girişimlerde bulunsa da tasvip edilmeyen birtakım işler yaptı, üstte Tanrı, kutlu yer ve su Kapgan Kağan’ın kutunu onaylamadığı[3] için 716’da öldü.
“Galibiyetine güvenerek dönüşte ihtiyatsız davranıp [güvenlik] tedbiri almayan Bögü Çor’a (Kapgan Kağan) aniden bir söğütlükten fırlayıp önüne çıkıveren Hsieh-chih-lüeh adındaki bir Bayırku askeri saldırdı ve kafasını kesti; ayrıca, sınır ötesi kavimlere elçi olarak Ho Ling Ch’üan’in yanında girdi ve onun Bögü Çor’un kesik başını başkente iletmesini sağladı.”[4]
İşte ipler burada koptu çünkü Kapgan Kağan’ın oğlu İnel Kağan, Bilge Tonyukuk ve destekçileri sayesinde, babası kağan olduğu için veraseti kendinde görmüş ve tahta oturmuştur. Hâlbuki Kapgan Kağan, İlteriş Kağan’ın oğullarının yaşı küçük olması sebebiyle tahta oturmuştu. Ancak Bilge Kağan, İnel Kağan’ın siyasî gücüne karşı gelemezdi. Köl Tigin ise orduda nüfuzlu, sert mizaçlı idi. Ağabeyi Bilge Kağan’a oynanan oyunlara öfkeliydi.
“Ayrıca, Kiçig Şad (Bilge Kağan) sevecen ve insancıl olduğu için, halk kendini ona kullandırıyor [yâni ona seve seve hizmet ediyor]. Kül Tegin ise, alp olduğu ve iyi savaştığı için, onun önüne kimse çıkamaz.”[5]
Tarih bize Türk milletinin töresi ve dinine ne kadar sıkı........
