Maraş’tan Merakeş’e… (2)
Maraş’tan Merakeş’e… (2)
Fas-İspanya seyahatimiz bütün hızıyla sürüyor…
Gözümüz kulağımız Gazze’de. İspanya, Gazze’ye hepimizden daha çok sahip çıktı. Biraz bunun sebeplerini de araştırıyorum ben kendi adıma İspanya’da terra incognita’ları (keşfedilmemiş kıtaları) keşfe çıktığımız bu görece uzun soluklu seyahatimizin İspanya ayağında.
Aslında biz İspanya’ya değil Endülüs’e geldik. Başka Endülüsler yaşanmasın için Endülüs’ü bütün yönleriyle iyi tanımamız lazım.
Beytullah Yıldız kardeşimin Aşk-ı Turquaz’ı ile çıktığımız Fas-İspanya seyahatimizin ilk gününü MTO Kahramanmaraş ekibimizden Mehmet Kahraman kardeşim yazdı. Bugün yazısının ikinci bölümünü sizlerle paylaşıyorum. Merakeş’in ruh haritasını çıkarıyor esmer kardeşim coğrafyasından, taşından toprağından yola çıkarak… Çok çalışkan ve üretken biri. Kalemi de gördüğünüz üzere müthiş akıcı ve edebî.
Güzel bir ekiple çıktık yola… Çok lezzetli, kardeşlik ve keşif dolu bir seyahat yapıyoruz. Mehmet kardeşimin kalemi biraz önce de değindiğim gibi çok temiz, su gibi akıyor. Güzel bir yazı oldu bu. Keyifli ve zihin açıcı okumalar…
Ve her gittiğim yerde biraz daha anlıyorum:
İnsan bazen dünyayı dolaşmaz.
Kendi medeniyetinin izlerini takip eder.
Ben de nereye gitsem, inancımın, hafızamın ve medeniyetimin gölgesi peşimden geliyor.
Çünkü bazı bağların haritada karşılığı yoktur.
Onları insanın hafızası çizer.
Sonra Kütübiye Camii’nin gölgesinde duruyorum.
Kütübiye’nin minaresi göğe yükselirken, insan ister istemez ilmin şehirleri nasıl birbirine bağladığını düşünüyor.
Tam da o sırada Cahit Zarifoğlu’nun dizeleri geliyor aklıma:
“İçim ey içim bu yolculuk nereye
Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.”
Bir şehirden başka bir şehre mi?
Yoksa kendi hafızamın daha derinlerine mi?
Belki de ikisine birden…
Merakeş’in ilim ve irfan hafızasında........
