menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze direnişi, modern zihnin ve dünyanın kurucusu Kant’ın buyruğu’na nasıl diz çöktürdü?

73 0
18.10.2026

Gazze direnişi, modern zihnin ve dünyanın kurucusu Kant’ın buyruğu’na nasıl diz çöktürdü?

Batılıların dünyaya hâkim olmaya, hükmetmeye, çeki düzen vermeye, sömürmeye başladıkları modern saldırıdan Müslümanlar da doğrudan etkilendi.

Batı saldırısından sonra hiçbir medeniyet kendi olarak ve kendi kalarak varlığını sürdüremedi.

Çin, Hint ve Japonya bile teslim bayrağı çekti, binlerce yıllık medeniyet birikimlerini ellerinin tersleriyle iterek kapitalizmin iflah olmaz kölelerine dönüştüler.

Aslında bu onların intiharı anlamına geliyordu. 

Bunu henüz göremediler bile. Öylesine ayartıcı bir cenderenin içine sürüklendiler ki, intihar bile acayip haz veriyor! Postmodern dünyanın acıklı, zavallı, karikatür çocukları olup çıktılar!

BATI SALDIRISI VE MEDENİYETİMİZİN ÜÇ AŞAMALI KRİZİ

Batı uygarlığının çok yönlü saldırısına Müslümanlar epistemolojik olarak değil ama ontolojik olarak muhteşem bir cevap verdiler direndikleri her bir coğrafyada sömürgecilik tarihi boyunca.

Bu direniş biçimi Gazze’de zirveye ulaştı, sembolleşti.

Bugün burada bütün ezberlerimizi bozacak farklı bir çağ ve tarih okuması yapacağım.

Gazze’nin Allah Teala’nın tarihe müdahalesinin nasıl çarpıcı bir örneği olduğunu göstermeye çalışacağım.

Batı uygarlığının çok yönlü meydan okuması büyük bir emperyalist-sömürgeci saldırıya, kıyıma ve yıkıma dönüştü.

Bu saldırıdan ve yıkımdan İslâm medeniyeti de ekilendi doğal olarak. İslâm medeniyeti tarihteki ikinci büyük krizini yaşamaya başladı: Epistemolojik kırılma, ontolojik kopuş. Ya da bizim kavramlarımızla ifade etmem gerekirse 3 Z: Müslüman Zihni, Zemini ve Zamanının çöküşü!

Bu kriz bizim Müslümanca düşünme melekelerimizin ve varoluş biçimlerimizin kaynağı Müslüman Zihni’ni, Müslümanca yaşama Zemini’ni ve Müslüman Zamanı’nı yitirmemizle sonuçlandı.

Dünyaya Müslümanca bakma (Zihin), dünyada Müslümanca yaşama (Zemin) ve dünyaya İslâm’la şekil verme ve ruh üfleme (Zaman) imkânlarımızı kaybettik.

Bu, İslâm medeniyetinin çökmesi anlamına geliyordu: İslâm medeniyetinin hem dünyaya çeki düzen vermeye başlayan emperyalist-sömürgeci saldırıya karşı direnme mücadelesinde hem de Batı’dan gelen çok yönlü saldırıyı aşma iradesi ve entelektüel kapasitesi geliştirebilmesi sürecinde başarılı olamadık. Sadece biz değil, bizim........

© Yeni Şafak