menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarih aynasında iskeletimizi görmeye var mıyız? Osmanlı’nın tasfiyesi düşüncesi nasıl oluştu?

45 9
26.01.2026

I. Dünya Savaşı sonrası işgal edilen Osmanlı toprakları üzerinde kurulan Arap (kılıklı) devletlerin hepsinin milli kimliği kendilerini işgal eden ülkelere bir karşıtlık yerine Türk karşıtlığı üzerine kuruldu. Esasen halihazırda onları işgal etmiş, sömürmekte ve ezmekte olan devletlere karşı hiçbir husumete yer vermeden 400 yıl boyunca yönetimi altında güvenle, huzurla yaşadıkları Osmanlı’yı kendilerine daha uzak, daha düşman bellemeleri tarihin gerçeklerine uymuyordu, ama onlara dayatılan milli eğitimin ideolojik muhtevası buydu: Osmanlı ve Türkler onların topraklarında 400 sene boyunca sömürgeci-işgalci olarak durmuştur ve iyilik adına hatırlanacak hiçbir miras bırakmamıştır.

Tabii bu anlatı Arap halklarının her gün yaşadıkları gerçeklere uymuyordu, Arap maşeri vicdanının kabul edebileceği bir anlatı değildi bu tabi. O yüzden Arap halklarının hafızası ile çocuklarına okullarda, kendilerine de her gün gazetelerde ve yayınlarda devletlerinin anlattıkları tamamen farklıydı. Arap Baharı süreci aynı zamanda Arap halklarının aradan kendilerine dayatılan anlatıları atıp Türklerle buluştukları bir süreci ifade ediyordu.

SURİYE’DE yaşanan halk devriminin ardından geçtiğimiz günlerde yeni Suriye yönetimi yüz yıldır resmi olarak kutlanmakta olan ŞEHİTLER GÜNÜNÜN KALDIRILDIĞI VE ARTIK KUTLANMAYACAĞI DUYURULDU. Şehitler günü Şam’daki Merce Meydanı (Marjeh) ve Beyrut’taki Burc Meydanı’nda Cemal Paşa’nın talimatıyla idam edilen Suriyeli-Lübnanlı Arap aydınlarının anıldığı bir resmi gündü. Bu duyuru aynı zamanda bugünün ardındaki anlatıya hiçbir şekilde prim verilmediğini söylerken Türklere de eski Arap milliyetçisi bakış açısıyla bakılmayacağını duyuruyordu.


SURİYE’DE ŞEHİTLER GÜNÜNÜN KALDIRILMASI: OLMASI BEKLENEN ŞEYDİ BU

Daha önce de Suriye milli eğitim müfredatında Türkler aleyhine eskiden var olan bütün anlatı ve söylemlerin ayıklandığı duyurulmuştu. Yeni Suriye yönetiminin Türkiye’ye ve Türklere dostane yaklaşımının bir ifadesi bu tabi. Ancak Cemal Paşa’nın veya genel olarak İttihat ve Terakkici subayların Suriye ve Lübnan’daki faaliyetleri ve siyasetini Türklerle araya bir fitne olmasın diye Suriyelilerin gündeme getirmemeleri onlar açısından asil ve olumlu bir jest olsa da bu, tarihin gerçeğini değiştirmiyor. Tarihin gerçeği Araplarla Türkler arasına aşılmaz duygusal mesafelerin oluşturulmasının 1. Dünya Savaşının çok öncesinden başlayan bir Masonik İttihat Terakki ve Jön Türk projesi olduğudur. Tabi onların da kimin nasıl bir projesi olduğu yaptıkları işlerin günün sonunda kime yaradığından anlaşılıyor.

Cemal Paşa’nın Suriye’de Arap topraklarında özellikle Türkçe konuşmaya zorlaması, katı merkezi politikalar takip etmesi ve kendisine gelen yanlış istihbaratların önünü arkasını sorgulamadan Arap aydınlarını ve ileri gelenlerini arkalarındaki toplumsal kesimleri aşağılarcasına asması fiilen Türklere karşı........

© Yeni Şafak