menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye ve Türkiye kazandı ama Kürtler kaybetmedi, Türkiye’nin yanı sıra ikinci bir devletleri oldu

54 1
24.01.2026

Suriye’de Esed’in bu kadar uzun yıllar iktidarda kalabilmesi için sosyolojik bir zemini ve dayanağı yoktu. Onu ayakta tutan zorbalık ve bazı uluslararası müttefikleriydi. 2011 yılında neredeyse bütün Suriye halkı kademeli olarak ona karşı ayaklandığında Esed rejiminin günlerinin sayılı olduğu görünüyordu. Ancak uluslararası müttefikleri katliamları, soykırımı da göze alarak ona yardıma koştuğunda işin rengi değişmiş ve inşa edici sosyolojik zemin yerine yıkıcı ve yok edici bir iktidarla ayakta kalmaya devam etti.

Uluslararası güçler ve müttefiklerinin kendi işleriyle meşgul oldukları ilk anda ise halkın karşısında direnebileceği hiçbir dayanağı kalmamıştı. Rusya’nın Ukrayna’da, İran, Hizbullah ve İsrail’in Gazze’de, ABD’nin de kendi seçim aralığında kendi öncelikleriyle meşgul olduğu bir anda Suriye rejiminin çökmesi ve yerine gerçek anlamda halkına dayalı yeni bir iktidarın geçmesi sadece 11 gün aldı. Sonrası oluşan yeni rejimin konsolidasyonuyla geçti.

Şimdi Halep’in doğu mahalleleri ile Fırat’ın doğusuna yine ABD’den aldığı silahlar ve İsrail’den aldığı destekle yıllardır sosyolojiye aykırı, akan nehre ters istikamette bir kontrol kurmuş olan SDG’ye karşı akıntı da çok sertleşmiş, sosyoloji de iyice özgürleşmiş durumdayken daha fazla dayanması mümkün olamazdı. SDG’nin halkının çoğunun Arap olduğu bir coğrafyayı, bu halka rağmen ve şimdi artık Suriye merkezi hükümetine rağmen idare edecek hiçbir sebebi ve sosyolojik zemini kalmamıştı. O yüzden bu bölgelerde Suriye hükümetinin kontrolü sağlaması 10 günden fazla bir zaman almadı.

Aslında 10 günden az bir zamanda da gerçekleşebilirdi bu süreç ancak her adımda Suriye ordusu SDG’ye bir kez daha düşünme fırsatı vererek ilerledi. SDG içindeki Arapların ve hatta bazı Kürtlerin Hükümet safına hızla geçmesiyle birlikte zaten şimdiye kadar şehir efsanesine dönüştürülmüş olan yüz binlik ordu da ham hayal oldu gitti.


ŞARA’NIN STRATEJİK AKLI VE LİDERLİĞİ

Esasen bu zemin daha Suriye devriminin yaşandığı ilk gün itibariyle yok olmuştu. Ancak arada geçen bir yıl hem kendisinin hem de bütün uluslararası toplumun bu gerçeği bütün netliğiyle görebilmesi için iyi bir fırsat sağlamış oldu. Sürecin yönetiminde Ahmet Şara’nın sabırlı, vakur ve akıllı yaklaşımı, süreci yönetme konusundaki liderliği bariz bir biçimde temayüz etmiş oldu. Acele etmeyen, telaşa kapılmayan ve gürültü çıkarmayan yaklaşımıyla zamanı en iyi silah olarak kullandı. Şara’nın danışmanı Ahmet Muvaffak Zeydan’ın dediği gibi “Mazlum Abdi ile görüştüğünde, SDG’nin bir yıl içinde orduya........

© Yeni Şafak