menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortak gelecek, kardeşlik ve toplumsal barışın ufkundayız

23 11
29.10.2025

Tam bir yıl önce

Devlet Bahçeli’

nin TBMM grup toplantısında

Öcalan

’a yaptığı çağrıyla başlayan süreçte bir hayli yol katedildi. Katedilen yolun paralelinde ise dünyada birçok değişim meydana geldi.

Çağrının yapıldığı dünyada Suriye’de halkına karşı soykırım ve her türlü insanlık suçlarını irtikap ettiği halde Esad diktatörlüğü vardı.

Üstelik 14 yıl süren bir savaşın ardından, uluslararası toplumdan da önemli bir destekle yıkılmaya çalışıldığı halde yıkılmamış ve Suriye’nin geleceğinde tek aktör olma vasfı yenilenmiş olarak.

O kadar ki, Türkiye için bile Suriye’nin geleceği Esatsız düşünülemeyecek hale gelmişti.


BİR YIL İÇİNDE YENİ BİR UFUK OLUŞTU

Esad Suriye’deki PKK (PYD) yapılanmasına ABD-İsrail’in yanısıra hayat veren iki damardan birini oluşturuyordu. Ancak ne olduysa oldu ve Bahçeli’nin çağrısından sadece bir buçuk ay sonra Suriye’deki kanlı ve suçlu rejim, Suriye halkının 14 yıl sürmüş savaşının son bir hamlesiyle hiç beklenmedik bir anda yıkılıverdi.

Bugün Suriye’de bir yıl öncesinden çok farklı bir rejim var. Bu rejimin Kürtlere bakışı da Suriye’nin toprak bütünlüğü meselesine bakışı da çok farklı.

Kürtleri ikinci sınıf vatandaş gördüğü halde salt Türkiye’ye karşı stratejik bir koz olarak kullanmayı düşünen

Esad’ın aksine Kürtleri ülkenin birinci sınıf ve eşit vatandaşı olarak gören yeni rejim,

ülkenin herhangi bir unsurunun İsrail’in isteği doğrultusunda ülkeyi zayıflatmak üzere kullanılmasına razı değil.

Kürtlere, Dürzilere ve Nusayrilere

tahsis edilmiş bölgelerle birlikte Suriye’nin 4 parçaya bölünmesi İsrail’in kendine göre düşündüğü bir strateji.

Burada Kürtlerin İsrail’in planlarının bir parçası olup olmaması gibi bir tercih karşısında oldukları çok açık.

Mevzunun Kürtlerin bağımsızlığı veya kendi kaderlerini tayin meselesi olmadığı da.

Bu bir yıl içinde Gazze’de İsrail soykırımı daha da derinleşti ve bütün dünyanın İsrail’e ve Filistin’e yönelik duyguları, algıları ve düşünceleri de buna paralel olarak değişti.

Bugün İsrail lanetli bir ülke ve onun yanında durmak bu lanetten payına düşeni almak anlamına geliyor.

İsrail ile şu veya bu yolla ittifaklarını sürdüren bazı Arap yöneticileri de, Suriye’de İsrail’in planlarına alan açan, omuz veren aktörler de bu lanete maruz kalmaktan kurtulamayacaklardır.

PKK’nın Türkiye’de başlamış olan yeni sürecin bir parçası olarak Türkiye’deki bütün silahlı unsurlarını çektiğini duyurduğu gün Diyarbakır’da Özgür-Der tarafından

“Ortak Gelecek: Türkiye’de Kürtler, Kardeşlik ve Toplumsal Barış”

........

© Yeni Şafak