Dünya düzeninin altındaki düzen: Epstein
Epstein belgeleri açıklandıkça yıllardır dünyanın içinde yaşamakta olduğu düzenin bütün dayanakları, temelleri, esaslarına dair fotoğraf iyice netleşiyor. Aslında çok şey bekliyorduk bu düzenden, her türlü kötülüğü, her türlü ahlaksızlığı beklerdik, ama herhalde bu kadarını da beklemezdik diyebileceğimiz şeyler. Gazze’de, Filistin’de yıllardır gördüğümüz ve küresel düzenin bütün adalet, insan hakları, eşitlik, özgürlük ve hümanizm iddialarının tamamını ayaklar altına alan vahşetine karşı dünyanın sessizliğine şaşırıp duruyorduk.
Basitçe olayı Müslümanlara karşı işlemeyen insanlık duygularıyla, çifte standartla, ilkesizlik ve en
iyi ihtimalle acizlikle anlamaya çalışıyorduk. Meğer arka planında acizlikten öte bir şey varmış.
Bir avuç yiğit İzzeddin el-Kassam Mücahidi bütün dünya devletlerinin aslında küresel-siyonist düzen karşısında esir olduğunu, bütün topraklarının işgal altında olduğunu ifşa etmişti.
Bu düzen karşısında esir olmayan tek halk Gazze halkı, tek toprak da Gazze imiş. Bu tespiti Gazze’ye karşı işlenen soykırıma karşı dünyanın sergilediği inanılmaz lakaytlık karşısında bol bol zikrettik. Ancak işin arka planında yine de bu ülkelerin nasıl esir alındığına, arka planında nasıl bir ahlaki tefessühle bir şantaj rejiminin olduğuna dair
muhayyilenin erişemeyeceği bir tablo ile karşı karşıyayız.
ULUSLARARASI İLİŞKİLER, SOSYOLOJİK MUHAYYİLENİN ÖTESİNDEYİZ
tezkire.net’te
Veysel Karakaş
biz bunları hikâye, masal zannediyorduk, meğer masallarda bile çok azını duymuşuz diyor: “Sofralarında çocuk eti ve kanıyla beslenen vicdanlara ‘çocuklar ölmesin’ diye sesleniyor, bunlardan ricacı oluyormuşuz. Biz, ‘Durdurun artık bu savaşı’ derken, onlar bir taraftan çocukları yiyiyor bir taraftan da dişlerindeki artıkları temizleyerek bizimle muhatap oluyorlarmış. Evet, mecaz falan değil gerçekten de çocukları yiyorlarmış. Ensest ilişkiler, tecavüzler, kan dondurucu sapkınlıklar akla hayale sığmaz şeyler.”
Epstein belgeleri onca sosyal bilim aklımızın hiçbir teoriye sığdıramadığı ilişkilerin arka planında kimsenin aklına gelmeyecek sebepleri gösteriyor.
Onca uluslararası ilişki analizcilerinin bütün teorik ve pratik akıllarıyla kastıkları analizlerin hepsinin bomboş olduğunu da.
Meğer bütün ilişkiler sapıkça temayüllerle oluşmuş bağlılık ve bağımlılıklarla kurulup sürdürülüyor. Tenasül uzuvlarından yakalanmış ve oradan yönetilen yöneticiler.
Fallocentrizm en büyük........
