Komşuluk bâki kalır
28 Şubat günü başlayan savaş ikinci haftasına giriyor. Çatışmaların nihâyete ereceğini düşündürecek alâmet yok. Tam aksine daha da tırmanacağına işâret eden gelişmeleri yaşıyoruz. Sâdece bir tırmanmadan bahsedemeyiz. Aynı zamanda
savaşın bölgeselleşebileceğini akla getiren
hâdiselere de şâhit olmaktayız.
Savaşın ilk haftasına dâir umûmî bir değerlendirme yaparak başlayalım. Sapık bir zihniyete sâhip , gırtlağına kadar günaha ve suça batmış bir kara alıcılar zümresi, yaşamakta oldukları küresel ve bölgesel sıkışmışlıktan çıkabilmek adına hesapsızca İran’a saldırdılar. Bu savaş onların aleyhine seyrediyor.
Bu coğrafyada asırlar boyu Türkler ve İranlılar komşu oldu.
Târihte herşey değişebilir ama coğrafyanın mukadderatı değişmez
. Hatırlayalım; İran’ın bu havzadaki varlığı antik târihlere kadar uzanır. Perslerden Farslara devâm eden çok oturmuş ve kurumsallaşmış bir târihtir bu. Oğuz Türklerinin batıya doğru hareketlenmesinde ilk durağı Fars toprakları olmuştur. Asırlarca devâm eden bir zaman zarfında Türkler ve Farslar iç içe yaşamış, sayısız kültürel alışverişlerde bulunmuştur. Bu harmanlanma son derecede ilginçtir. Farslarla hemhâl olurken onlardan çok şey almış, çok şey öğrenmiş olduğumuz âşikârdır. Ama onlar da Türklerden son derecede etkilenmişlerdir. Birbirimizi mütemâdiyen dönüştürdük.
Ama bu iki kültürel topluluktan herhangi biri diğeri içinde asimile olmadı
. Türkler Türklüklerini koruyarak İran’da var oldu. O kadar ki İran’ı idâre edecek kadar tesir kazandı. İran hânedan târihinin kâhir ekseriyeti Türk oldu. Büyük Selçuklu İmparatorluğu Ir-Tur etkileşiminin en ileri formasyonu oldu.
Çoğumuz farkında değilizdir ama Türkçede sayısız Farsça kelime kullanılır. Buna mukâbil Fars lisânına da, başta kaf ile başlayan kelimeler olmak üzere bir o kadar Türkçe kelime girmiştir. Tabiî ki zamânında bu dağarcık daha da zengindi. Unutmamak lâzım gelir ki bir İndoeropen lisân olduğunun iddia edilmesine rağmen Farsçanın cümle yapısı ,benzerlerinin aksine Türkçe ile son derecede uyumludur. Hâsılı, meselâ 20.Asır başlarına kadar bir Türk çok kısa bir zamân zarfında Farsçayı öğrenebilirdi. Muhtemelen tersi de onlar için geçerliydi.
Çok daha mühim bir........
