Çerez-Çeyiz-Çeyrek Fonu
Hayat pahalılığının geldiği nokta, bizi giderek tasarruf potansiyeli düşük ama ihtiyat davranışı yüksek bir gruba dönüştürüyor. Artık mesele tasarruf etmek istememek değil; edebileceğine dair inancını yitirmiş bir toplum haline geliyoruz. Faiz ve enflasyon ikilisinin yarattığı yapısal ekonomik kırılganlıklar, bireyleri yalnızca bütçesel değil, psikolojik olarak da yıpratıyor. 2025 yılı Mayıs ayında yayımlanan Areda Survey Sosyometre sonuçlarına göre, toplumun yalnızca ,8’i önümüzdeki 12 ay içinde tasarruf yapabileceğini düşünürken, 4,5’i hiçbir şekilde tasarruf yapamayacağını belirtiyor.
Vatandaşın büyük çoğunluğunun tasarruf kapasitesinin düşük olduğunu; buna rağmen ekonomik belirsizliklere karşı hâlâ güçlü bir ihtiyat refleksini koruduğunu biliyoruz. Yani “kenarda bir şeyler olmalı” hissi hâlâ var, fakat artık o “kenarın” neresi olduğunu bile kestiremiyoruz.
Bugünkü ekonomik atmosferde, “önce bir şey kalsın ki biriktirelim” düşüncesi hâkim olduğu gerçeği bir kenara, faiz ağırlıklı mevcut klasik tasarruf modelleri birçok bireyi sistem dışında bırakıyor.
Fiyat dalgalanmalarının ortaya çıkardığı dramatik seviyeler eğitim masraflarından çeyiz sermeye kadar pek çok harcamayı finansmana mecbur bırakıyor. Bu noktada hayatın içinden “Çerez-Çeyiz-Çeyrek Fonu” inşa etmek akıllara geliyor.
Katılım finansmanı esaslı herkesin ödeme gücünce girebileceği bir model inşa ederek, tıpkı araç ve konutta olduğu gibi insanların günlük harcamalarından orta vadeli planlarına kadar pek çok ihtiyacı gidermek bugün çok daha fazla bir anlam taşıyor. Bu fon yalnızca tasarruf değil, bir anlamda gündelik hayatla finansal dayanıklılık arasında bir köprü kurma potansiyeli de taşıyor.
Aslında bu fon çeyrek takılan düğünleri, çeyiz dizilen odaları ve çerez eşliğinde yapılan muhabbetleri esas alıyor. Kültürel çağrışımı güçlü, dili sade, yöntemi ise yerel olan bu model, şekersiz........
© Yeni Şafak
